Bak ne guzel sarki dinlettircem sana simdi kulaginin pasini aldigim okur. Neseli gibi mutlu gibi boyle.
Gune bu minvalde seyreden sarkilarla basla bundan sonra. Sanki bir filmmis hayatin, oyle dusun. Bu muzik esliginde hoplaya ziplaya kahveyi ocaga koydun, ekmek kizarttin. Dans ede ede siyah coraplarini gecirdin bacagina, ustune pileli mor bir etek. 'Ne corabi ne etegi, delikanli adamim ben' diyen okur: seni de unutmadim. Sen de pantalonunu giy kardesim hafif dans eder gibi yaparak. Hep sorun cikartiyorsun, asabilik yapiyorsun testesterondan midir nedir bilemedim.
Sonra hizlicana kahvaltini yaptin. O sirada ikinci parcaya gectin bile. Aaaa bak neselendin birden. Disini fircaladin, montunu giydin. Ise gitmeye hazirsin. Gune iyi basladigin icin bugun patron da gudik is arkadaslari da canini sikamayacak kismetse.
Yurttan ve dünyadan haberlerle karşınızdayız sevgili seyirciler. Önce Türkiye.
Bayramı yıllardan sonra memleketlerinde geçirmeye karar veren sefkili ailem, yurdun dört bir yanından kalkıp Safranbolu-Karabük dolaylarındaki anane evinde buluşmuşlar. "Ankara'dan abim gelmiş, evde bir bayram havası, annem babam beni çok severmişşş" modunda geçmesi planlanan bayram, bu kadar olur sayın seyirciler, tam da öyle geçmiş valla. Ve hatta küs olan büyük dayımla küçük dayım bu vesileyle barışmışlar.
Büyük dayım alkolizmin kitabını yazıp duvara asmış ve sonra bir ara içmemek üzere Kurana el basmaya yeltenip vazgeçmiş, şu aralar da geçirdiği kalp rahatsızlığı sonrası "sigarayi biraktım kadehi yere attım" şeklinde takilan biridir. Kendisini çok severim, zira delikanlılığın da kitabını yazmakla kalmamış, tıpkı Avrupa Yakası'ndaki Dilber Hala gibi ara sıra da bu konuda imza günü düzenlemektedir. Harbidir.
Küçük dayım ise tam bir cümbüştür. Nerde akşam orda sabah, "çapkınım hovardayım, yirmidört ayardayım, hergece bir bardayım, haydi day da di day da" şarkısı adeta kendisi için yazılmıştır. Şuraya gelse dil mil bilmesine gerek yok Hollandalısından Caponuna kadar herkesi iki dakkada bağlar, muhabbetine doyum olmaz. Fekat bunlarla birlik küçük dayımın ipiylen inilen kuyudan Ring'in Samara'sı gibi çıkarsınız, o derece risklidir yani. Kötü niyetli olduğundan değil ama günübirlik yaşadığından mıdır nedir, kendisi malesef hala dikiş tutturamadı. Fakat onun sayesinde bizim sülalenin bir kısım olaya bakış açısı değişti. İşte ben de kendisini bu yüzden takdir ediyorum. Nasıl mı? Şöyle ki küçük dayım boşandıktan sonra hayatına giren hatunların kah birini kah ötekini kah ikisini birden sürekli memlekete getirip götürerek, ilk başta anane ve dedem olmak üzere, sülaledeki eski toprakların "flört, çıkmak, sevgili, kız arkadaş" gibi konseptlerle tanışmasını sağladı. Bununla da kalmadı, bunlardan biriyle İstanbul'da eve çıkarak bu sefer de "nikahsız yaşamak" gibi bazı dimağlara durgunluk verecek bir fikri kabul ettirdi. Helal olsun dayım be sana. Şimdi buradan hareketle yarın bir gün ben de ananemin evine allah vere bir sevgilim olur da götürürsem sıkıntı olmaz, ananem onu bağrına basar diye düşünüyorum. Ve hatta adamla nikahsız yaşamaya kalksak muhakkak bir kısım gürültü patırtı çıksa da sonuçta ona da eyvallah derler diye düşünüyorum. Ben niye bunları düşünüyorum, manyak mıyım neyim? Bilmiyorum ve ikinci habere geçiyorum.
İkinci haberimiz "nikahsız yaşamak" tabirinin ne kadar komik olduğu ile ilgili. Halkımıza sorduk, katılımcıların % 73'u bu tabiri oldukça yerinde, örf ve anenelerimize uygun bulurken, geri kalanı "hakikaten len hiç düşünmemiştim, ne komik oluyo söyleyince, nikahsız yaşamak, ho ho" şeklinde tepki vermiştir. Sadece bir katılımcı ise soru üzerine "anlamadım, birşey mi ima etmeye çalışıyorsunuz? Ben otuz senelik evli kadınım, nikahsız yaşamıyorum, ahan da yüzüğüm" diyerek kameramanımıza 14 ayar ve içinde "Neriman-Kamuran Forever" yazan evlilik yüzüğünü gösterdikten sonra olay mahalini nevrotik bir şekilde terk etmiş, çoğ afedersiniz ama adeta kıçını attıra attıra gitmiştir. Kendisine akıl fikir diliyoruz.
Sıradaki haberimiz dünyadan. Sibirya, İzlanda, Grönland ve Zimörland soğukları geliyor sayın seyirciler. Doğru duydunuz, evet, hepsi, tesadüfün böylesi, bir arada geliyor. Özellikle Hollanda gibi daha kuzey kesimlerde kalan ve çevresi dağlık olmadığı için rüzgarı ayazı poyrazı adeta olduğu gibi yiyen ülkelerde yaşayan İzmirli insanların bu soğuklara azami dikkat etmesini önemle duyuruyoruz. Rica ediyoruz, artık kendinize gelin, İzmir'i unutun, denizden esen sıcak rüzgarları unutun ve alışın çocuğum, alışın lütfen.
Sayın seyirciler, önemli bir açıklama için bültenimizi yarıda kesmek durumundayız. Açıklama blog sahibinden geliyor:
Bu ne surat Kazım? Yarın erken kalkmak lazım, Haydin hepinize iyi geceler Bitirdi Pambığı yedi cüceler.
Açıklama sonrası blog sahibinin mani yazması kanalımızca belirsiz bir süre için yasaklanmış olmakla beraber, yapacak bişi yok, sizi necefli maşrapa resmi ile başbaşa bırakıp uyumaya gidiyoruz. Haydin sağlıcakla.