
Gecen senemi adadigim 'emotion' mevzusu neticesinde deneylerim elimde patlamis olsa da bazen okudugum makalerden kupleler geliyor aklima. Yanima kar kalmis gibi. Bir tanesi 'sadness' ile ilgiliydi. Uzgun olmanin nasil bir hal oldugunu uc cumleyle aciklamis bilim insani. Oyle de guzel aciklamis ki icin parcalanir. Bir gun yazarim buraya. Baska bir tanesi sucluluk (feelings of guilt) ile utanci (feelings of shame) karsilastirmis ve bu duygularin evrimsel faydalarini siralayarak hangisinin ileriye yonelik daha faideli bir duygu oldugunu gostermis. Acaba hangisi diyen merakli okura cevap veriyorum: feelings of guilt.
Ama bu yazimizin konusu bambaska bir sey: beklenen hissiyat - ki maalesef her zamanki gibi tanimin ingilizcesi turkcesinden daha guzel geliyor kulaga (ya da benim kulagima) = anticipatory affect.
Bir olayin, bir kararin neticesinde yasanmasi beklenen hisler. 'Halet-i ruhiyeme ayar vericem soyle yaparsam ve cicek gibi olacagim' demek ya da 'aman soyle yapmayayim, hafazanallah gunlerce mal gibi hissederim' demek. Evrimsel psikolojiye gore beklenen hissiyat'a gore hareket etmenin survival degeri cok yuksek. Turumuzu turlu tehlikelerden koruyan, saglikli bir kafayla yasama sansini arttiran, olur olmaz kararlar vermemizi engelleyen bir mekanizma diyelim. Allah zeval vermesin.
Ama is bu kadar basit olsa? Degil. Yasantilara kabaca tek sabitli ve cok bilinmeyenli denklem diyebilsek ve oradaki tek sabit kendimiz olsak belki yine de bir nebze kolay olurdu. Ama biz bile tek sabit olamiyoruz kendi denklemimizde arkadas. Insan davranisinin, isteklerinin, hayallerinin kestirilemez degiskenligi. Dolayisiyla bir secim sonucunda istedigin kadar bekleyedur belli bir hissiyatla dolmayi, bazen olmuyor. Yani neticesinde cok iyi hissedecegini dusundugun konularda kotu, cok kotu hissedecegini dusundugun konularda da cok iyi hissedebiliyorsun. Sindi ananem olsa 'Eee yavrim hayat, mukadderat, surada ne yazildiysa o' derdi.
O zaman ne yapmali? Ne bileyim ne yapmali?
Hepinize nese dolu gunler, mis gibi duygular dilerim.
Resim: Hallice
Ama bu yazimizin konusu bambaska bir sey: beklenen hissiyat - ki maalesef her zamanki gibi tanimin ingilizcesi turkcesinden daha guzel geliyor kulaga (ya da benim kulagima) = anticipatory affect.
Bir olayin, bir kararin neticesinde yasanmasi beklenen hisler. 'Halet-i ruhiyeme ayar vericem soyle yaparsam ve cicek gibi olacagim' demek ya da 'aman soyle yapmayayim, hafazanallah gunlerce mal gibi hissederim' demek. Evrimsel psikolojiye gore beklenen hissiyat'a gore hareket etmenin survival degeri cok yuksek. Turumuzu turlu tehlikelerden koruyan, saglikli bir kafayla yasama sansini arttiran, olur olmaz kararlar vermemizi engelleyen bir mekanizma diyelim. Allah zeval vermesin.
Ama is bu kadar basit olsa? Degil. Yasantilara kabaca tek sabitli ve cok bilinmeyenli denklem diyebilsek ve oradaki tek sabit kendimiz olsak belki yine de bir nebze kolay olurdu. Ama biz bile tek sabit olamiyoruz kendi denklemimizde arkadas. Insan davranisinin, isteklerinin, hayallerinin kestirilemez degiskenligi. Dolayisiyla bir secim sonucunda istedigin kadar bekleyedur belli bir hissiyatla dolmayi, bazen olmuyor. Yani neticesinde cok iyi hissedecegini dusundugun konularda kotu, cok kotu hissedecegini dusundugun konularda da cok iyi hissedebiliyorsun. Sindi ananem olsa 'Eee yavrim hayat, mukadderat, surada ne yazildiysa o' derdi.
O zaman ne yapmali? Ne bileyim ne yapmali?
Hepinize nese dolu gunler, mis gibi duygular dilerim.
Resim: Hallice
Muzik: Gonzales- Gogol





Hayirdir isallah iki gundur gordugum tuhaf ruyanin haddi hesabi yok.