17 Haziran 2010 Perşembe

Sen bu satirlari okurken ben Izmir'de birami yudumluyor olacagim sevgili okur


Sabah yine bolume bi kosa kosa yetismece hali. Yururken fark ettim ki meydana kum yigmislar. Gene beachvolley turnuvalari ile voley voley senlenecek ortalik. Pfff. Neyse ki kiymetlim Izmir'e yelken aciyorum.

Cuma sabahi ince belli bardakta anne ve kizkardesle karsilikli cay icilecek. Bol bol gulusup dedikodu yapilacak. Sonra kizkardesle kuafore gidilecek. Sonra anne de alinip Bostanli'da bir tur atilacak, vitrin bakilacak. En son balikcidan cipura alinacak. Tam o anda kizlar anneye 'biz biraz daha dolanip gelicez' diyecekler. Bu annenin yaninda icilmesi cazi olmayan sigaralara sarilmak icin hazirlanmis ve senelerdir tikir tikir isleyen sahane bir plan. Kizlar Hayal'e oturup duruma gore ya sekersiz turk kahvesi ya da Izmir'de Churchill halk arasinda ise soda-limon-tuz diye bilinen ve yazin bolca tuketilen ickiden ismarlayacaklar. Sonra annenin yaninda konusulmasi caiz olmayan mevzulardan bahsedecekler. Ucuncu sigaralardan sonra 'bari salatalar hazirlanirken anneme yardim edelim' diyip hesabi isteyecekler. Eve gittiklerinde baba gelmis olacak. Baba 'cok mutluyum, ikiniz de yanimdasiniz, bir tek oglan eksik' diyecek. Boylece erkek kardesin ne kadar hayirsiz oldugundan baslayip 'isallah mutlu olur' a dek uzanan huzunlu bir konusma yasanacak. Bu konusma annenin masayi hazirlayin'iyla bolunecek. Yemek balkonda yenilecek. Ustune yine bol bol cay icilecek. Arada arka odaya kacip sigara tutturulecek ve gece 10'da iki bira cakmak icin kizkardesle yine disari cikilacak.
Nasil plan? Ustelik baligin yaninda deniz bogrulcesi ve patlican salatasi da var.

Velhasil, ey cemaat-ul zindik, haftaya gorusmek dilegiyle. Esen kalin, zindikliga ise aynen devam. Hadi goreyim sizi.

9 Haziran 2010 Çarşamba

Alman Postasi (Basligi gorup aklina ayipci sey gelen arkadaslar: mohim diil, sizi de anliyorum, insanlik hali)


Evet ne diyordum, hah, tatsiz tutsuz gunlerden sonra ''hani yagmur yagar da bazen / hani gok gurler ya arkasindan /hani simsekler cakar pesinden / iste oylegg bir sey' gibisinden bir kisim hava olayina maruz kaldik. Ben de sans olsa erkek dogardim. Hem boylece babet de giymez, delikanli gibi duzgun ayakkaplarimi giyer, ayaklari usutmezdim. Fakat sindi, bugunlerde surekli soylendigimi ve adeta kendimden sikildigimi dusunerek konuyu degistiriyor ve size aklimi kurcalayan bir mevzudan bahsetmek istiyorum (ki goreceksiniz ki kendimle celiserek asagidaki bir kisim paragrafta da yine soylenmeye, hayiflanmaya devam edecegim).

Olm haftaya memlekete gitcez, dugune istirak edip halaya katilicaz ve hatta gelinin yakin arkadasi muessesinin turlu nimetlerinden faydalanarak enisteden cebren ve hile ile isteyecegimiz sari liralari kismetse hamuduylan goturucez. Fekat pasaportumuz Berlin-Groningen arasi bir yerde, Alman posta teskilatinin insafina kalmis, hala bize ulasmamis. Sinir stres yapmak icin erken mi aceba? Referandum yapmak istiyorum.

Ebet sayin seyirciler soyleyin pasaportum yetismezse ve memlekete ucamazsam en cok neye uzuleyim?

a) Enisteyi dunya gozuyle bi goremedigime
b) Purcu'mun ayakkabisinin altina ismimi yazamadigima
c) Hayatimin anlami kiz kardesle hallesemeyecegime
d) Izmir'e gitmisken kendimi turk berberlerine emanet edip saclari kestiremedigime
e) Hepsi birden, tesadufun boylesi ayni anda

Olm alovvvvv, Alman posta teskilati, histt sana diyorum kendine gel. O pasaportu yarin masamda gormek istiyorum bebek. Yoksa Deutsche Post falan anlamam..evet ne diyordum anlamam ve ve ...Ulan bisi de yapamam ki, koca posta teskilati. Allam yaleppim, n'olur be yav, gelsin pasaport.

Simdi hayir dualarinizi almak icin size guzel bir sarki caliyorum. Hadi yine iyisiniz.




Resim: Alman Posta Teskilati yazinca cikti. Ne goygoycu milletmis, pulda bile artiz resmi. Sogudum resmen koca teskilattan.

6 Haziran 2010 Pazar

Tatsız


Canımın neye sıkıldığını henüz tam bilmiyorum.

Canım spss'le uğraşırken sürekli restart etmek zorunda kaldığım bilgisayara, cama kafa göz dala dala kendini dışarı atmak isteyen ve bir türlü açık pencereyi bulamayıp odada sinir bozucu bir vızıltı yaratan sineğe, eve gelirken ekmek almayı unutmuş olmama, üst kat komşumun hintçe pop olduğunu düşündüğüm beter parçalar çalmasına, boynumun arkasından sırtıma uzanan hafif bir ağrıya ya da bisiklete binmeyi bilmiyor olmama sıkılmıyor.

Canımın neye sıkıldığını bilen belki de sadece ketum bilinçaltım. Yakında dökülür, hissediyorum.

Ama şimdi canım gözümün önünde günden güne solmakta olan kırmızı tomurlu çiçeğe sıkılıyor gibi yapıp şu aşağıdaki şarkıyı çalmanın tam zamanı.

Tam zamanı demişken Tamburada-Yaz Müziği.

4 Haziran 2010 Cuma

Annem, sehre yeni gelen cocuk, kiraz mevsimi ve topuklu sorunsali


Mevzumuz aslinda su : Annem Groningen'e tasinan yeni cocukla kesinlikle arkadas olmamami istedi.

Ve simdi diger haberler:
Bolumden en yakinlarim Roos ve Goda, tesadufun boylesi / yuce rabbimin isi ayni anda pek de tatli adamlara asik oldular. An itibariyle de 'meydanlarda bagirsam, sokak baslarinda sazimi calsam, anlatsam su kiraz mevsiminin para kazanmak degiiiil, sevisme vakti oldugunu*' diye sarki soyluyorlar. Ailecek butun PhD'ler sanki kendimiz sevgili bulmusuz gibi mutluyuz keyifliyiz. Bazen ama pek komik seyler oluyor. Misal iki gun once is cikisi Minnaar'da demlenirken birbirlerine cep telefonlarina gelen ask dolu ve romantik mesajlari gosterip liseli gibi 'uvvv, he is so cute' minvalinda bi eridiler. Biz de 'ulan istesek biz de cebimizde guzel mesajlar buluruz, nedir yani?' diye hirs yapip, geyigine rastgele bir mesaj acip okuyalim dedik. Ebru'ya gecmis zamanda kutusuna dusen sahane bir mesaj denk geldi. Martijn'a sevgilisinin ona 'seni simdi/su an gormek istiyorum, yaniyorum' dedigi bir mesaj cikti. Sana ne cikti diycen? Bana ucun biri cikti. Boylece cebinde hos mesajlar bulunanlar yarismasinda sonunculuga layik gorulerek ara sira skype'tan falan kendime mesaj gondermeye karar verdim. Bar koselerinde ese dosta, hele bi de is arkadaslarina rezil olmaktan usandim dorusu bebeyim.

Sonraaa...Dun gece hizli hizli yururken o topukluyla, sen burk ayagini, acisin, ama umursama. Buna sicagiyla hissetmemek diyorlar mirim. Biraz tanim ogren. Sonra sabah agrisin agrisin...Olacak bisi degil. Bu aralar hep nazarlara geliyorum dostum. Nefesi kuvvetli biri bana bi okuyabilir mi rica etsem? Yoksa homlis'a iki oyro mu versem yine, basimin gozumun topuklumun sadakasi?

Mevzumuza geri donecek olursak: Annem taaa oralarda bi sikintiya gark oldu. Benim akibetimden iyice endiseli. Gecenlerde aramizda soyle bir diyalog gecti:
- B. yok mu hic yeni bisi oralarda?
- Nasi yeni bisi annecigim?
- Hoslandigin biri yok mu? Sizin gruptan falan ne biliim, bir
suru cocuk vardir orda.
- Yok anne, hepsi arkadasim.
- A aaa, hepsi mi?
- Evet anne hepsi.
- Neden arkadas oluyorsun herkesle hemen cocugum?
- Yahu niye olmayayim? Hepsi cok iyi, cok seker.
-Olmayacaksin madem iyiler sekerler. Bak soz ver bana bundan
sonra sehre gelecek yeni cocukla dost olmak yok.
- Nasi ya? Sacmalama allasen.
- Soz ver! Alici gozuyle bakacaksin.
- Off anne yaa. O isler oyle olmuyor.
- Olur olur, soz ver bakiim.
Neticesinde soz verdik, n'apalim. Anne bu, boru diil.

Velhasil, sehre yeni gelen cocuk, her kimsen sana sesleniyorum: uzgunum ama arkadas olmamiz mumkun diil. Sana ilk basta bir soguk durucam, mesafeli olucam, annemin deyisiyle 'agir' davranicam. Haa baktik gorduk elektrik yok o zaman basimin ustunde yerin var, her turlu kanka oluruz, icabinda sana kiz bile ayarlarim. Saygilar.

Yayinimiza ve topuklulara kisa bir sureligine ara veriyoruz sayin seyirciler. En yakin zamanda ayagimizda flip floplar, gorusmek dilegiyle.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Doktora ve Harun Kolcak'i ayni potada eritebilen sahane bir insanim


Cok uzgunum Cevat Abi:/ Son calismanin firindan yeni cikan analizleri de patladi. Neye elimi atsam kuruyor. Psikoloji hic bu kadar nankor olmamisti bana karsi dorusu. Bedbinim, bedbahtim. Ustelik B planim falan da yok. Ustelik ucuncu seneye de girmisiz babalar gibi. Geriye kalmis iki sene. Elde var birkac oyku ve fotograf. Bir de kucuk bira gobegi.

Neselenmek icin ne yapmali yaleppim? Ogle vakti icmek dinimizce ve danismanimizca caiz olmadigina gore, en iyisi...Harun Kolcak'in 90'larda yaptigi ilk ve son cikisin sarkilarindan Gir Kanima'nin tarifsiz derecede komik video klibini izlemek! Evet, ihtiyacim olan sey tam da bu. Allam o hareketler, disko isiklari, o dans edis, kot pantelon, kasin gozun oynamasi. Devrimcigimin deyisiyle: saka gibi yav.