
Hollanda'da birkac gundur gun icinde hissedilip hissedilebilecek en yuksek hava sicakligi -5 falan olunca, basta sicak memleketlerden gelmis yabanci ogrenciler olmak uzere hepimiz bir insanliktan ciktik. Nasil mi? Kendimden ornek verecek olursam, sabahlari kalkinca dolabima soyle bir bakip en kalin kazakla en kalin hirkayi renkleri birbirine uyar mi uymaz mi bakmadan ustume gecirmek, cift corap giyip atleti pantalonlarin icine icine sokmak, yine birbiriyle uyumsuz renklerde ama en kalin bere - eldiven- atkiyi takmak ve beni lahana gibi gosteren montumla tum bu goruntuye cila yapmak (sicip tuy dikmek de denebilir) hobilerim arasina girdi. Bu arada bere takmaktan dolayi yapisan ve dalgasi malgasi hemencik sonen saclarimdan da bahsetmek lazim. Bere oyle bir aksesuar ki birader taktin mi butun gun cikarmasan daha hayirli olur.
Ben bu vaziyette - yani mimimum bakimli ve hos gorunerek- hayatimi devam ettirmeye calisayim, bunlardan bahsettigim hain kuzen D. bana demesin mi: 'Aaaa Istanbul'da hava 20 derece. Valla yaz gibi'. Arada 25 derece fark var yani yapragam, boru diil. Aglasan aglarsin. Blogum araciligiyla D.'ye bir cift lafim var: 'Haniiiim hanim, daha bunun yazi var. Siz Istanbul'da 40 derecede kavrulurken biz Hollanda'da yayla havasi yasiyor olacagiz. Pufur pufur esecek, yagacak burasi yazin. O zaman da ben sana hava atmasini bilirim Hollanda sadece 20 derece hah diye'. Uhuu, ne atcam hava be :/ Yaz vaktinin default'u: hava daha sicak olsun istiyor insan. Etek giymek, flip flop'la sipidiklenmek istiyor. Yani yavru ceylanim, lafin kisasi, ozun sozu: Ben boyle iklimin taaaaaaa. Ohomm, her neyse. Insanliktan ciktik ama hanimefendi cizgimizden kaymayalim.
Hepinizi +25 sicakliginda oper, beremi takar kacarim.