
- Merhaba B.
- Selam Bayan Kaygı.
- En sonunda uyandın neyse ki. Sana hatırlatmam gereken şeyler var.
- Ben... daha uyanmadım aslında. Zaten saat de çalmadı. Hava da tam aydınlık değil.
- Peki... madem öyle diyorsun.
- Öyle diyorum.
- Bugün ne giyeceksin, düşündün mü?
- ............
- Hayır, belki okula gitmen gerekebilir ve eğer yamur yağarsa ıslanmanı istemem.
- Okula gitmem gerek benim bugün, evet.
- Okula gidip şu belgeleri toplaman lazım. Sonra nüfüs müdürlüğüne bir daha gitmen lazım. Oradan da bir mütercim tercüman bulup tüm belgeleri çevirtmelisin. Tabii yeminli tercüman olmalı. Acaba sayfası kaç lira? Bu sana çok pahalıya patlayabilir. Haftaya çarşamba uçak biletinin opsiyonunu uzatmak için THY’ye yalvarman gerekecek. Eğer uzatmazlarsa o gün o bileti nasıl alacaksın, bunu bi düşünmelisin. Sana 650 YTL verecek biri var mı çevrende? Babandan isteyebilir misin? Sanmam. Belki kredi kartı falan...Ama sen kartını da iptal ettirdin, o da olmaz. Hay allah. Uyumadın di mi?
- Hayır ama uyumak istiyorum. Sonra konuşsak. Zaten dün iğrenç bi gündü ve bugün daha da yorucu olacak korkarım. Dinlenmem lazım.
- Haklısın. Dün ne biçimdi öyle. İçinde sürekli bi koşma isteği vardı di mi? Herkes ne kadar boş konuşuyordu ve sen mümkün olduğunca sabırla takip ediyordun. Sonra şu telefon geldi ve işyerindeki son 9 gününü mesaili geçirmen gerektiğini öğrendin. Oysa akşamları Hollanda’daki projenin konusu ile ilgili şeylere ayırmayı düşünmüştün. Şimdi eve 9’da geleceksin ve o saatten sonra canın birşey yapmak istemeyecek. Sonra bir bakmışsın zaman geçmiş ve sen hala research interest yazını yazmamışsın. Zaman ne çabuk geçiyor di mi B.?
- Evet Bayan Kaygı.
- Üstelik şimdi senin için sadece uyurken değil uyumazken de çabuk geçiyor. Buna benim varlığım sebep oluyor, biliyor musun? Eski bi dostum söylemişti: ben varken herkes çok telaşlı olurmuş, hep bir koşturmaca, bir sürü konuşma...fakat zaman o kadar çabuk geçermiş ki işler bir türlü bitmezmiş.
- .....
- Sence yolculuk nasıl olacak? Sadece 3,5 saat ama bi de ordan trene bineceksin. Elinde bir sürü valiz! Sahi, kaç valiz götürüyorsun? Şu maximum kilo zımbırtısını öğrenebildin mi? Nasıl taşıyacaksın onları....çok endişeliyim bu konuda. Belki burdan kargoyla göndersen...
- Olmaz, çok pahalı.
- Para. Şimdi senin hiç paran da yok ve önünde Türkiye’de koca bir mayıs ayı var. İzmir’e ve İstanbul’a gideceksin di mi? Offff, acaip harcayacaksın benden söylemesi. Hollanda’ya cebinde beş kuruşla gitmen gerekebilir. Bunu düşündün mü??? Ne yapacağını düşündün mü? Planın nedir?
- ....
- Haftasonu izmir’e bizsiz gitmene üzüldüm bu arada. Bay Uyku Bozukluğu ile neredeyse çekip gitmek üzereydik ki Ankara’ya geri döndün. Orada iyi vakit geçirmiş olmalısın. Hiç anlatmadın.
- Evet, liseden arkadaşlarımlaydım...ailemleydim...balkonlu güzel evimdeydim. Daha ne istiyim.
- Üzgünüm, bunu söylemek zorundayım ama Hollanda Ankara’ya benzemez ve hatta İzmir’e hiç benzemez.
- Biliyorum. Hollanda muhakkak ki Ankara’dan güzel, İzmir’den çirkin olacak.
- Şehir seni çok ilgilendirmemeli. Ben insanlardan bahsediyorum. Ozan gelemezse ne olacak?
- Bunu düşünmek istemiyorum.
- Peki.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Çok yorgunum.
- Biliyorum. Ama bak saat çaldı. Kalk artık. Bugün de dünkü gibi iğrenç birgün olabilir. Hatta bu dokuz günün hepsi öyle geçebilir. Bunu düşündün mü? Planın nedir?
- Planım yok. Bunu düşünmedim. Hiçbirşeyi düşünmedim.
- Bugün daha da iğrenç olacak gibi. Yataktan kalkışından belli.
- ...
- İşler yetişmeyecek. Para olayını halletmen zor olacak. Research interest yazısını tamamlayamayacaksın.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Beynimi yediniz.
- Ben sadece uyarıyorum. Sonra demedi deme.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- “Ne çıkar şimdi,
Bir akşam vakti
Bıraksam yere elimdekini”.
Yani, ne olur sanki, işler yetişmeze ne olur. ..Parasız kalırsam ve orada bir süre bisküviyle idare edersem, en fazla ne olur? Uçak biletini alamazsam ve birkaç gün sonraya kalırsam ya da valizlerim ağır olursa ve istediğim herşeyi götüremezsem? Vize geç çıkarsa ya da hiç çıkmazsa? Ve Hollanda’dan hoşlanmazsam en kötü ne olur? Bayan Kaygı?
- ....
- Gitmiş. Şimdilik. Bugün güzel olsun lütfen.
- Selam Bayan Kaygı.
- En sonunda uyandın neyse ki. Sana hatırlatmam gereken şeyler var.
- Ben... daha uyanmadım aslında. Zaten saat de çalmadı. Hava da tam aydınlık değil.
- Peki... madem öyle diyorsun.
- Öyle diyorum.
- Bugün ne giyeceksin, düşündün mü?
- ............
- Hayır, belki okula gitmen gerekebilir ve eğer yamur yağarsa ıslanmanı istemem.
- Okula gitmem gerek benim bugün, evet.
- Okula gidip şu belgeleri toplaman lazım. Sonra nüfüs müdürlüğüne bir daha gitmen lazım. Oradan da bir mütercim tercüman bulup tüm belgeleri çevirtmelisin. Tabii yeminli tercüman olmalı. Acaba sayfası kaç lira? Bu sana çok pahalıya patlayabilir. Haftaya çarşamba uçak biletinin opsiyonunu uzatmak için THY’ye yalvarman gerekecek. Eğer uzatmazlarsa o gün o bileti nasıl alacaksın, bunu bi düşünmelisin. Sana 650 YTL verecek biri var mı çevrende? Babandan isteyebilir misin? Sanmam. Belki kredi kartı falan...Ama sen kartını da iptal ettirdin, o da olmaz. Hay allah. Uyumadın di mi?
- Hayır ama uyumak istiyorum. Sonra konuşsak. Zaten dün iğrenç bi gündü ve bugün daha da yorucu olacak korkarım. Dinlenmem lazım.
- Haklısın. Dün ne biçimdi öyle. İçinde sürekli bi koşma isteği vardı di mi? Herkes ne kadar boş konuşuyordu ve sen mümkün olduğunca sabırla takip ediyordun. Sonra şu telefon geldi ve işyerindeki son 9 gününü mesaili geçirmen gerektiğini öğrendin. Oysa akşamları Hollanda’daki projenin konusu ile ilgili şeylere ayırmayı düşünmüştün. Şimdi eve 9’da geleceksin ve o saatten sonra canın birşey yapmak istemeyecek. Sonra bir bakmışsın zaman geçmiş ve sen hala research interest yazını yazmamışsın. Zaman ne çabuk geçiyor di mi B.?
- Evet Bayan Kaygı.
- Üstelik şimdi senin için sadece uyurken değil uyumazken de çabuk geçiyor. Buna benim varlığım sebep oluyor, biliyor musun? Eski bi dostum söylemişti: ben varken herkes çok telaşlı olurmuş, hep bir koşturmaca, bir sürü konuşma...fakat zaman o kadar çabuk geçermiş ki işler bir türlü bitmezmiş.
- .....
- Sence yolculuk nasıl olacak? Sadece 3,5 saat ama bi de ordan trene bineceksin. Elinde bir sürü valiz! Sahi, kaç valiz götürüyorsun? Şu maximum kilo zımbırtısını öğrenebildin mi? Nasıl taşıyacaksın onları....çok endişeliyim bu konuda. Belki burdan kargoyla göndersen...
- Olmaz, çok pahalı.
- Para. Şimdi senin hiç paran da yok ve önünde Türkiye’de koca bir mayıs ayı var. İzmir’e ve İstanbul’a gideceksin di mi? Offff, acaip harcayacaksın benden söylemesi. Hollanda’ya cebinde beş kuruşla gitmen gerekebilir. Bunu düşündün mü??? Ne yapacağını düşündün mü? Planın nedir?
- ....
- Haftasonu izmir’e bizsiz gitmene üzüldüm bu arada. Bay Uyku Bozukluğu ile neredeyse çekip gitmek üzereydik ki Ankara’ya geri döndün. Orada iyi vakit geçirmiş olmalısın. Hiç anlatmadın.
- Evet, liseden arkadaşlarımlaydım...ailemleydim...balkonlu güzel evimdeydim. Daha ne istiyim.
- Üzgünüm, bunu söylemek zorundayım ama Hollanda Ankara’ya benzemez ve hatta İzmir’e hiç benzemez.
- Biliyorum. Hollanda muhakkak ki Ankara’dan güzel, İzmir’den çirkin olacak.
- Şehir seni çok ilgilendirmemeli. Ben insanlardan bahsediyorum. Ozan gelemezse ne olacak?
- Bunu düşünmek istemiyorum.
- Peki.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Çok yorgunum.
- Biliyorum. Ama bak saat çaldı. Kalk artık. Bugün de dünkü gibi iğrenç birgün olabilir. Hatta bu dokuz günün hepsi öyle geçebilir. Bunu düşündün mü? Planın nedir?
- Planım yok. Bunu düşünmedim. Hiçbirşeyi düşünmedim.
- Bugün daha da iğrenç olacak gibi. Yataktan kalkışından belli.
- ...
- İşler yetişmeyecek. Para olayını halletmen zor olacak. Research interest yazısını tamamlayamayacaksın.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Beynimi yediniz.
- Ben sadece uyarıyorum. Sonra demedi deme.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- “Ne çıkar şimdi,
Bir akşam vakti
Bıraksam yere elimdekini”.
Yani, ne olur sanki, işler yetişmeze ne olur. ..Parasız kalırsam ve orada bir süre bisküviyle idare edersem, en fazla ne olur? Uçak biletini alamazsam ve birkaç gün sonraya kalırsam ya da valizlerim ağır olursa ve istediğim herşeyi götüremezsem? Vize geç çıkarsa ya da hiç çıkmazsa? Ve Hollanda’dan hoşlanmazsam en kötü ne olur? Bayan Kaygı?
- ....
- Gitmiş. Şimdilik. Bugün güzel olsun lütfen.
Resim: Hallice / Time Zone
