17 Nisan 2008 Perşembe

B.'nin Bayan Kaygı ile Konuşması


- Merhaba B.
- Selam Bayan Kaygı.
- En sonunda uyandın neyse ki. Sana hatırlatmam gereken şeyler var.
- Ben... daha uyanmadım aslında. Zaten saat de çalmadı. Hava da tam aydınlık değil.
- Peki... madem öyle diyorsun.
- Öyle diyorum.
- Bugün ne giyeceksin, düşündün mü?
- ............
- Hayır, belki okula gitmen gerekebilir ve eğer yamur yağarsa ıslanmanı istemem.
- Okula gitmem gerek benim bugün, evet.
- Okula gidip şu belgeleri toplaman lazım. Sonra nüfüs müdürlüğüne bir daha gitmen lazım. Oradan da bir mütercim tercüman bulup tüm belgeleri çevirtmelisin. Tabii yeminli tercüman olmalı. Acaba sayfası kaç lira? Bu sana çok pahalıya patlayabilir. Haftaya çarşamba uçak biletinin opsiyonunu uzatmak için THY’ye yalvarman gerekecek. Eğer uzatmazlarsa o gün o bileti nasıl alacaksın, bunu bi düşünmelisin. Sana 650 YTL verecek biri var mı çevrende? Babandan isteyebilir misin? Sanmam. Belki kredi kartı falan...Ama sen kartını da iptal ettirdin, o da olmaz. Hay allah. Uyumadın di mi?
- Hayır ama uyumak istiyorum. Sonra konuşsak. Zaten dün iğrenç bi gündü ve bugün daha da yorucu olacak korkarım. Dinlenmem lazım.
- Haklısın. Dün ne biçimdi öyle. İçinde sürekli bi koşma isteği vardı di mi? Herkes ne kadar boş konuşuyordu ve sen mümkün olduğunca sabırla takip ediyordun. Sonra şu telefon geldi ve işyerindeki son 9 gününü mesaili geçirmen gerektiğini öğrendin. Oysa akşamları Hollanda’daki projenin konusu ile ilgili şeylere ayırmayı düşünmüştün. Şimdi eve 9’da geleceksin ve o saatten sonra canın birşey yapmak istemeyecek. Sonra bir bakmışsın zaman geçmiş ve sen hala research interest yazını yazmamışsın. Zaman ne çabuk geçiyor di mi B.?
- Evet Bayan Kaygı.
- Üstelik şimdi senin için sadece uyurken değil uyumazken de çabuk geçiyor. Buna benim varlığım sebep oluyor, biliyor musun? Eski bi dostum söylemişti: ben varken herkes çok telaşlı olurmuş, hep bir koşturmaca, bir sürü konuşma...fakat zaman o kadar çabuk geçermiş ki işler bir türlü bitmezmiş.
- .....
- Sence yolculuk nasıl olacak? Sadece 3,5 saat ama bi de ordan trene bineceksin. Elinde bir sürü valiz! Sahi, kaç valiz götürüyorsun? Şu maximum kilo zımbırtısını öğrenebildin mi? Nasıl taşıyacaksın onları....çok endişeliyim bu konuda. Belki burdan kargoyla göndersen...
- Olmaz, çok pahalı.
- Para. Şimdi senin hiç paran da yok ve önünde Türkiye’de koca bir mayıs ayı var. İzmir’e ve İstanbul’a gideceksin di mi? Offff, acaip harcayacaksın benden söylemesi. Hollanda’ya cebinde beş kuruşla gitmen gerekebilir. Bunu düşündün mü??? Ne yapacağını düşündün mü? Planın nedir?
- ....
- Haftasonu izmir’e bizsiz gitmene üzüldüm bu arada. Bay Uyku Bozukluğu ile neredeyse çekip gitmek üzereydik ki Ankara’ya geri döndün. Orada iyi vakit geçirmiş olmalısın. Hiç anlatmadın.
- Evet, liseden arkadaşlarımlaydım...ailemleydim...balkonlu güzel evimdeydim. Daha ne istiyim.
- Üzgünüm, bunu söylemek zorundayım ama Hollanda Ankara’ya benzemez ve hatta İzmir’e hiç benzemez.
- Biliyorum. Hollanda muhakkak ki Ankara’dan güzel, İzmir’den çirkin olacak.
- Şehir seni çok ilgilendirmemeli. Ben insanlardan bahsediyorum. Ozan gelemezse ne olacak?
- Bunu düşünmek istemiyorum.
- Peki.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Çok yorgunum.
- Biliyorum. Ama bak saat çaldı. Kalk artık. Bugün de dünkü gibi iğrenç birgün olabilir. Hatta bu dokuz günün hepsi öyle geçebilir. Bunu düşündün mü? Planın nedir?
- Planım yok. Bunu düşünmedim. Hiçbirşeyi düşünmedim.
- Bugün daha da iğrenç olacak gibi. Yataktan kalkışından belli.
- ...
- İşler yetişmeyecek. Para olayını halletmen zor olacak. Research interest yazısını tamamlayamayacaksın.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- Beynimi yediniz.
- Ben sadece uyarıyorum. Sonra demedi deme.
- Bayan Kaygı?
- Evet?
- “Ne çıkar şimdi,
Bir akşam vakti
Bıraksam yere elimdekini”.
Yani, ne olur sanki, işler yetişmeze ne olur. ..Parasız kalırsam ve orada bir süre bisküviyle idare edersem, en fazla ne olur? Uçak biletini alamazsam ve birkaç gün sonraya kalırsam ya da valizlerim ağır olursa ve istediğim herşeyi götüremezsem? Vize geç çıkarsa ya da hiç çıkmazsa? Ve Hollanda’dan hoşlanmazsam en kötü ne olur? Bayan Kaygı?
- ....
- Gitmiş. Şimdilik. Bugün güzel olsun lütfen.
Resim: Hallice / Time Zone

8 yorum:

Deniz Ural dedi ki...

Bu nasıl bir güzellikte düğümlenme ve çözülüştür?

Tam fenalıklar basarken şu dizeler ne kadar da nane ferahlığında:

“Ne çıkar şimdi,
Bir akşam vakti
Bıraksam yere elimdekini”

Ne çıkar hakikaten?

" .. her şey olur.. her şey büyür..
her şey geçer.. hayat kalır.."

r dedi ki...

berfucum ya, yemin ediyorum benimki de aynen boyle konuşuyo, valla nası aynen dile getirmişsin.. gerçi ben, deniz'in nane ferahlığında diye nitelediği savunmadan saldırıya geçişi çok zor keşfettim. pek bi çifkefti bana benim bayan kaygı, kafamı yastığa gömdükçe çemkirme sesinin dozajı artardı. nane ferahlığını keşfettim de rahatladım. oh be! biraz da o düşünsün..

KuzeyGüney dedi ki...

Denizcim o küçük şiiri hatırladın mı? Benim en sevdiğim öykü kahramanı Semih Gönençli'nin şiiri. Ankara'dan İstanbul'a, kendisini hiç bilmeyecek bi kadının şehrine taşınmaya karar verdiğinde söylemişti...
Ben de zor zamanlarda bunu tekrar eder oldum kendi kendime.

Zülüşcüm, bunu tekrar ediyorum etmesine de benimki de hala zıpçıktı gibi ara ara peydah oluyor ordan burdan, sinirimi bozmaya devam ediyor:/ Aşırı kaygısız tiplere hep sinir olmuşumdur, pek bi ruhsuz gelirler bana. Öylesi de kötü. Böylesi de kötü. Bahar geldi ama. Biraz umarsız olmak için iyi bir zaman:)

Deniz Ural dedi ki...

Berfucum, sana aittir diye düşünmüştüm ben de, o kadar yalın ki.
Semih Gönençli'nin hikayesinden aklımda sadece "çok kaygılı bir adam" kalmış. Bu dizeleri ona söyletmen ve bir de burada bahsetmen pek yerinde ve zamanında geldi:) Semih Gönençli kaygılı durumlarında ortaya çıkıp seni azıcık rahatlatmak için beyninde saklanıyor gibi.
Zü, sana da böyle bir öykü kahramanı gerek belki? Ve bana da tabi.

elegimsagma dedi ki...

börfüm kendisine yaraşır biçimde sonlandırmış diyaloğu! ne olur ha en kötü ne olur? evet belki bir kaç gün kallavi yemek yiyemezsin, tüm istediklerini bir anda alıp yanına götüremezsin, ozan biraz gecikir, birbirinizi daha çok özler, hayatlarınızdaki yerlerinizi yeniden fark etme şansınız olur! En kötü ne olur? Haydi ben de kendime pay biçiyim: ankara'da bir küçümen rabi kalır, uzak uzak.

Serendipity dedi ki...

Blogu yeni keşfettim. Biraz geç kaldım. Şimdi geriye doğru okuyor olacağım, sen ileri doğru giderken. Bayan kaygıya diyecek sözüm yok. Kendisi bende de ikamet ediyor. Hatta biz de de demeliyim belki. Zaman bu ileri doğru işleyecek. Ve dönüp baktığında küçük bi tebessüm göreceksin sadece. Kaygınn yeni işleri olacak. Etkilendim sanıyorum. Biraz da kendime yazdım bu satırları. Çizgi karakter gerçek sarışın. Bıraaaak gitsin dınınımm...

KuzeyGüney dedi ki...

Kaygılarımı anlayan/paylaşan tüm muazzam kadınlara teşekkürler:)
Didemcim hoşgeldin. Ve gelir gelmez yazdıklarına beni rahatlattın...Ve hatta şirketteki son günlerimden birinde, gerçekten de beş sene önce buraya ilk geldiğimdeki kaygılarımın şimdi ne kadar önemsiz göründüğünü hatırlattın. İyi ki varsın:)

Deniz Ural dedi ki...

Bayan Kaygı ve Bay Uyku Bozukluğu ne alemde? Evlendirip yuva kurup, ayrı eve çıkarsaydın ikisini, iyi anlaşacaklardır.
Her ilişkide olduğu gibi kadın neden, adam sonuç zira. :)