
Elli ayri zamanda elli yerde belirttigim gibi atesliyken gorulen ruya gibisi yoktur. Adeta bir 'kicin acikta mi kaldi' durumu, ucan fillerle arkadaslik etmek, en olmayacak adamla sevgili olmak, Alice'le Harikalar Diyari'nda mantar toplamak, mutfakta karniyarik pisirirken iceriye bir anda elinde tabaklarla cucelerin dalmasi vb. butun sacmaliklar bize atesliyken gorulen ruyalarda hasil olur. Ben de dun gece bomba gibi bir ruya gordum.
Efendim ruyamda kizkardesimle dis hatlar terminalinde gazete okuyoruz ve bir anda bizim ucagin coktan kalkmis oldugunu fark ediyoruz. Bu suursuzluk icinde birimiz havaalaninin bir yanina digerimiz obur yanina seyirtiyor. Ben 'ne yapsam ne etsem acaba?' diye dolanirken aklima kizkardesimin Amerika'ya tasindiktan sonra ev duzmesi gerektigi geliyor ve 'aaaaa, havaalaninda IKEA varmis, en iyisi kardesime kitaplik, dolap falan alayim da ucakta bizle birlikte onlar da gelsin' gibi supersonik- cok afedersiniz zite surulmeyecek- bir fikirle IKEA'ya yoneliyorum. O sirada kapida Tarkan Tevetoglu ile burun buruna geliyoruz. Dogru duydun, evet, bizim Kil Oldum Abi Tarkan. Tarkan'in ustunde her zamanki gibi askili bir penye ve dar pantalon. Adamcagiz bana 'kuzum neden uzgunsun?' diyor. Ben de 'Tarkan biz ucagi kacirdik, artik bir suru para verip ikincisiyle gidecegiz. Bir de benim dolap, kitaplik ve sandik (her nedense sandik, evet) almam lazim. Ay ay ay, valla battik' diyorum. O da bana 'uzuldugun seye bak, ben size ne kadar esyaya ihtiyaciniz varsa alirim, hic merak etme, abine guven' diyor. Alisveris arabalarinin oldugu yere dogru ilerlerken bu Tarkan da ne kral adammis diye dusunuyorum icimden, bir huzur bir mutluluk. Neyse efendim, alisveris arabalarinin orda bir de bakiyoruz ki arabalardan birinin icinde Yeni Dogan Unitesi'nden yeni cikmis, gobek bagi az once kesilmis ve nankor ailesi tarafindan IKEA alisveris arabasi icine birakilmis bir bebek. Pek tatli pek munis gorunen bu bebekte bir tuhaflik oldugunu seziyoruz ama o coskuyla cok da sallamiyoruz. 'Vay, bir bebegimiz oldu' diyoruz neseyle. Bebekli alisveris arabasini da alip IKEA'nin koridorlarina daliyoruz. O yatakodasi takimi senin, bu berjer takim benim bakiniyoruz. Ben nedense hicbir esyayi kardesime uygun gormuyorum. Tarkan arada 'bak su ceviz agacindanmis, yillarca dayanir, bunu alabiliriz' gibi seyler soyluyor ama kadin kaprisi yapip her dedigine burun kiviriyorum. Bir anda ceyizlik esya bakmaya cikmis ciftlere donuyoruz. Bu arada gelen gecen Tarkan'a ve dolayisiyla bana bakiyor. Yasli bir teyze yanimiza kadar gelip 'masallah birbirinize ne de yakismissiniz' diyor. Hic bozuntuya vermeden 'sagolun' diyoruz. Nihayet ben IKEA'dan herhangi bir sey almamaya karar veriyorum, bebek arabamizla cikisa gidiyoruz. O sirada bebekteki tuhafligin ne oldugunu da anliyoruz. Bebekcegizin karnindan asagisi 180 derece ters, yani pipisini gormeniz gereken yerde cok afedersiniz poposu var. Yuz ve popo ayni duzlemde. Olacak bisi degil. 'Bebegi normale cevirelim, belinden donmus bak, bi tuhaf duruyor' diyip kivrak bir hareketle cocugun belini duzeltiyorum. Tarkan bana 'yahu yapma alistigi pozisyonda kalsaydi, belki bize rahat gelmeyen bu hal onun icin en dogru haldi' diyor ve cok da dogru diyor, cunku bebek benim bu hamlemden sonra verediyor cigligi verediyor yaygarayi. Neyse efendim her nasilsa IKEA'da emzik de satiliyormus, gidip aliyorum, bebegin agzina tikiyorum, o da susuyor. Ruyam biteyazarken Tarkan'a soruyorum 'bu simdi senin oglun olduguna gore bir de isim lazim, ne koyalim?'. O da 'Tan' diyor. 'Tan biraz gudik bir isim ama sen bilirsin' diyorum. Tarkan bebege uc kere Tan Tan Tan diyor, fakat kulagina ezan okumadan. Bebegin babasi o, annesi de ben oluyorum tabi ve Tarkan'a Turkiye'yi her ziyaretimde yavrumuzu gormeye gelecegimi soyleyerek ona iyi bakmasini tembihliyorum. Yanaktan opusup ayriliyoruz.
Ne lan bu simdi?
Hayir Tarkan'a ilgisi olan biri olsam anlayacagim ama o da diil. Severim bazi sarkilarini, ozellikle Turk Sanat Musikisi'nden seslendirdiklerini hele ne severim. Ama boyle ortak paydamiz bebek olsun diyecek kadar da sevmem. Gozunu seveyim atesli gorulen ruyanin bana ettiklerine bak. Blogum araciligiyla kendisine sunu soylemek istiyorum: Tarkan, sikinti yok, bebegimiz de olsa dunya ahiret baciyiz. Sana yan gozle bakan gozler kor olsun.
Simdi benim bir iki tane supersonik klinik psikolog kankam var, bu ruyayi okuyunca dur bakalim neler cikartacaklar altindan. Merakla bekliyorum. Benim 'ne bicim ruya lan bu?' dedigim her seye bizim
yakinuzak'in bir yorumu oluyor. Bilincaltiydi ustuydu derken mahremiyet kalmadi yemin ediyorum.
Neyse ben kacar. Fakat keske ruyada biraz kendimde olaydim da Tarkan'dan
Silemezler Gonlumden'i soylemesini isteyeydim. Ikea'nin akustik ortaminda seslendireydi bana bu eseri. Bir sen bir ben bir de bebek Tarkan. Ebek.