
Ne zamandır düşünüyorum nasılsın acaba diye. Afiyettesindir işallah sefkili okur.
Beni soracak olursan, hamdolsun, Tanju Okan abimin çizgisinde, benim en iyi dostum içkim sigaram, onlar da terkederdi olmasa param şeklinde takılıyorum – ki terkettiler hocam. Geçen hafta resmen çulsuz kaldım. Bu vesileyle minimalist takıldım. Evde ne kadar erzak varsa, bulgur, pirinç, mercimek onlara dadandım ve evet, üstüste sigara içmek yerine saat başı bir sigara içtim sadece. Bana bir yıldızlı pekiyi lütfen. Allam yaleppim sen açtakilere açıktakilere yardım et, homlısları gör, kimseyi parasızlıklan terbiye etme. Amin.
Geçen haftasonu Gülci’yle Rotterdam’ın altını üstüne getirmekle kalmadık bi de Özge ve Bilge’nin evine dadandık. Özge’nin harika yemekleri eşliğinde – olm fırınlı evi özlemişim – ve fıçılar dolusu şarapla çen çen çen çen muhabbet ettik. Sanki onları yıllardır tanıyormuşum gibi geldi. Siz de orda olsanız ve elinizde çekirdekle bizi izliyor olsanız sevgili okur, derdiniz ki “la Berfu’nun Bilge ve Özge’yle ilk defa görüşüyor olması mümkün diil. Bizi kandırıyo şırfıntı”. Çekirdeğinin tuzu olayım canım okur, fakat inan ki durum böyleydi. Bi de nasıl süper bir çiftse bunlar, insanın “evlat edinin beni, şu minderlerinize kedi gibi kıvrılırım, sıkıntı yaratmadan takılırım” diyesi geliyor. Aynı durum Gülci’nin evi için de mevzu bahis. Suyun yanı başında, köprü manzaralı, içinde at koştur, yayıl. O denlicesine şahane. Neyse artık kendilerine iade-i ziyaret için bu tarafa bekliyoruz. Malum git gel Groningen altı saat. Evet, doğru duydun çiçeğim, aynen Konya gibi.
Bu günlerde eğlencem Pepe ve Dropje. Kendileri şam şeytanı gibi kapkara iki kedi. Sahipleri tatile gittiler, anahtarı da bana bıraktılar. Her akşam önce karınlarını doyuruyor, sonra kumlarını temizliyor ve nihayet kendileriylen oynuyorum. Fakat bir tanesi niyeti bozmuş, sürekli diğerinin tepesine çıkmaya çalışıyor. Ben de “la olm siz kardeşsiniz, üstelik o da senin gibi erkek” diye diye üsttekini terliklen kovalıyorum. Ama bana mısın demiyor. Bi tane kuzu gibi pufidik bi oyuncak var, onu düdüklesin diye Pepe’yi kenara çekip kuzuyu verdim Dropje’ye ama hayvan memnun kalmadı. Hayır, ne bok yerlerse yesinler de sahipleri bunları bana emanet etmiş sevgili okur, ondan mütevellit biraz titizim. Hani olur ya akraba kızı tatil için büyük şehre gelir, ev sahipleri de “sen bize emanetsin, hafazanallah ırıspı falan olursun, sonra memlekettekilere açıklayamayız” diye sıkarlar da sıkarlar kızı. Ve böylece kızın kötü yola düşeceği yoksa bile düşer. Bu hikayenin sonunda da öyle olacak diye korkuyorum.
Hepinize Amelie tadında masalsı hayatlar, izzet-i nefs sahibi kediler dileyerek huzurlarınızdan ayrılırken, şu an dumanlı rakı masalarında dostlarla şenlenen akşamcı okurlara muazzam insan Müzeyyen Senar’dan herhangi bir şarkı gönderiyorum. O ne söylerse güzel söyler.
Fotoğraf: Google Images











