12 Nisan 2011 Salı

Sabaha kadar asansorde, bir o yana bir bu yana...


Bazen sacma bir ruya goruyorum ve uyaninca 'pismilla demeden yattigim ve yataga sol ayagimla daldigim icin boyle oldu zaar, yine bi ucmusum' diyip gecistiriyorum. Ama ayni sacma ruyayi iki kere gorunce anliyorum ki pismillayi birak yatmadan once yasin okusan, o ruyayi yine goreceksin.


Ruya uzun da beni en cok vuran sahne, bir asansor sahnesi. Atil, ustu basi dokulen ve Dogu bloku ulkelerinde komunist recim zamanindan kalma gibi duran bir binalar kompleksinin icindeyim. Birbirine eklemli olan bu binalar sadece iki katli, ama yine de ortamda bir asansor var. Isin guzeli asansor sadece yukari degil saga ve sola da gidiyor. (Uvv beybi. Alice Harikalar Diyarinda). Ben de saga dogru gitmek uzere asansorun onunde beklemeye basliyorum. Benimle bekleyen bir adam daha var, muhabbet ediyoruz. Sonra biniyoruz asansore, bu adam hemen sola basiyor. Basliyoruz labirent gibi kivrila kivrila sola gitmeye. Ben bir sinirleniyorum tabi. Len ben saga gidecektim, adam sormadi bile, bencil midir saygisiz midir gibisinden. Sonra bu iniyor, o sirada asonsoru yikardan cagirmislar megersem, hop yukari cikiyoruz. Bir kadin biniyor, o da sola gidecekmis ve ben hala saga gitme dugmesine basamamisim. Halbuse bassana kizim, bas da once senin istedigin yere gitsin insanlar. Neyse bu kadinin sola gidecegini anlayinca, asansorden o katta iniyorum. Beklemeye basliyorum ki bana geri gelsin alet. Geliyor da. Bu sefer bos. Rahat rahat biniyorum bos asansore ve saga gitme dugmesine basiyorum. Sanki zamanda yolculuk edermiscesine isiklar misiklar cikararak ilerliyor alet. En sonunda istedigim yere gidiyorum, ama en basta yurumeye karar verseydim coktan orada olacaktim. Ya da baska yonlere gitmek isteyen kisilere ''bi dakka bilader, ilk ben geldim, ilk saga gidilecek'' diyebilseydim.

Sitkim siyrildi yemin ediyorum. Sindi hocam yukaridaki parcada yazar ne demeye calismis?

a) Ruya kisisi Sertab'in Incelikler Yuzunden sarkisinda bahsettigi gibi bir yorgunluk icerisinde ve artik incelik gostermek istemiyor. Adeta bir okuz olmak, malliklar yapmak istiyor herkes gibi.

b) Ruya kisisi cogunlukla dalgin ve saskin. O nedenle dugmelere basmayi hep unutuyor. Sonra da hayiflaniyor.

c) Ruya kisisine maksat muhabbet olsun. Goygoycu bir tip. Asansorde, kapi onunde, olur olmaz yerlerde illa her gorduguyle muhabbet edecek.

d) Ruya kisisi yurumeyi sevmeyen bir tip. Tembel bisi. Insan 100 metre yurumeye usenir m? Ruya kisisi useniyor utanmaz.

Makarayi kukarayi burda keselim. Ben cikarimimi yaptim aga. Yataga besmeleyle giriyoruz, yatakta yemek yiyip kirintilarin ustunde uyumuyoruz ve boylece derdimiz sikintimiz kalmiyor kismetse.


Hepinize fantastik ruyalar, basit ve guzel hayatlar dilerim.

10 Nisan 2011 Pazar

Uzgunum Be Leyla


Her seyin anlamsizlasmaya basladigi su saatlerde, ben yine Uzgunum Leyla'yi dinliyorum. Dertliyim, ruhuma hicranimi sardim da yine diyor bir amca.

Bir zamanlar yazmaya basladigim ve hala bitiremedigim bir hikayede, Gamli Baykus Meyhanesi diye bir yer var. Orasi gercek olamayacak, ama hayal de kalamayacak kadar guzel. Gamli Baykus Meyhanesi'nde kural musterilerin gece 10'a kadar ancak fisirtilarla konusmasi, o saate kadar gulmenin, bagirismanin yasak olmasi. Herkesin birbirinin derdiyle avundugu bu saatlerde garsonlar bile hep ciddi. 'Zira acilara ve uzuntulere saygi duyarlardi' diye mi yazmistim? Kimbilir. Saat 10'a yaklasirken meyhanede illa ki Uzgunum Leyla calmaya basliyor. Segah makaminda, sizim sizim sizlayarak baslayan bu sarkinin calmasiyla sesler yukselmeye basliyor. Raki kadehleri daha bir sert tokusturuluyor ve artik illa ki masaya da vuruluyor: Burada Olmayanlara. Saat tam 10'da, sarki da nihavend makamina, o neseli havaya donuyor. (Su videoda 4.46). Artik fisiltilar yok, herkes rahat, neselenme zamani. Daimi birkac musteri masalarindan sarkiya eslik etmeye basliyorlar. Hep bir agizdan okunuyor sarki. Herkes hala birbirinin acisina saygili, ama artik uzuntulerin duman duman dagilma vakti.

Az sonra daha da hareketli sarkilar calacak Gamli Baykus'un omurluk sahibi. Bir adam, sehrin en eski genelevinden cikip oraya gelecek, tek basina bir masaya oturacak ve sadece kavun soyleyecek rakisinin yaninda.

Orasi gibi bir yer ozledim simdi - ki hikayemizde oraya giden kadinlara pek hos bakilmaz ama...Orasi gibi bir yerde ben de sarkilara eslik edebilir, sadece kavun isteyebilirdim garsondan. Tam simdi.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Gedappa



Sarkili turkulu doktora yapan bir insanim. Ahan da haftaya baslayacak deneyde kullanacagim parcalardan biri.
Bu sarki bana hep yukaridaki reklami hatirlatiyor, yuzumde bir tebessum beliriyor. Len sapsalsevimlisi supurgeci cocuk, ben senin naifligini yerim.