28 Haziran 2011 Salı
When the levee breaks
Bu sarki 1930'lar gibi bir zamanlarda bluescu kisiler tarafindan yapilmis ilkin, ama ben bir turlu o versiyonunu bulamadim.
Sarkiyi yillar once ilk Led Zeppelin'den dinlemisligim var (asagidaki versiyon). Sonra A Perfect Circle ile tanistim bir kis gunu, yaklasik bes sene once. Ankara'nin sogugunda, bir nedenden oturu sabahin 8'inde girdigim ofiste kimseler yokken, buyuk kulakliklarimi takip dinlemeye baslamistim eMotive albumunu, bu sarkiya denk gelince donmustum. Led Zeppelin versiyonundan cok farkli ama cok guzeldi (yukaridaki video).
Simdi ne zaman bu sarkiyi dinlesem aklima o kis sabahi geliyor. ODTU Teknokent'deki ofis, ofise dolmus sabah gunesi, buyuk camlar, kimse yok henuz, ben yalnizim ve kulagimda bu muzik: if it keeps on raining the levee is going to break.
Simdi bile, hava 31 derece, ben bir Ankara sabahindayim.
20 Haziran 2011 Pazartesi
Dun
Amsterdam'daydim kizlarla. J.'nin uc aylik kizi Kato'yu gormeye gittik. Ne tatli isim. J. ve sevgilisi C. Amsterdam'da bir gocmen mahallesinde oturuyorlar. Mahalleyi girer girmez bizi yesil erik ve kiraz dolu tezgahlar, Lale Kasabi, Istanbul Tesettur Moda gibisinden isimleri olan dukkanlar, legenciler, paspas ve kilim satan abiler karsiladi. Sanirsin memleketteyiz. Cok tuhafima gitti, tuhafiyeciye girmis gibi bir hisle doldum. Ama o hissi pek sevmedim. El memlekette o memleketin yerlisini gormek lazim her daim. Burada bizim J. ve C. gibi olan yerlileri maalesef disliyormus gocmen azinlik. Yoksa cogunluk mu demeli? Kafam karisti. Bu gocmen mevzusunu baska bir yazida tartisiriz cancagazim, agir mevzular, raki falan icmek lazim. Kismetse sonra. Simdi devam edelim.
Yuce rappim herkese Kato gibi munis cocuk versin, ebet, o denlicesine sevdim, kucagimdan dusurmedim (her anlamda, zira uc aylik bebek dedigin porselen vazo gibi narin bir hadise). En cok da arkadasimin halleri hosuma gitti. Cocugu esine birakip bizimle merkeze indi, iki bira yuvarladi, inanilmaz rahatti. Bizim asiri titiz, hastalikli, paranoyali, endiseli annelik hallerimizden eser yoktu J.'de. Ben de boyle olmaliyim dedim icimden. Sanirim herkes dedi bunu sessizce.
Amsterdam dopdoluydu yine. Bir suru turist. Biraz bunaltici ama yine de koyden indim sehre modeli ''uvv beybi, kaotik bir ortama dustum, bir nevvvvyork esintisi yakaladim sanki ucundan'' diye diye gezindim. E.'nin bir meselesini halletmek uzere gittik Cafe Hoppe'ye oturduk, ayni bira bize orda daha da bir leziz geldi. Citir citir bir hatun muhabbeti, off nasil guzeldi. Aksama bindik trene donduk Groningen'e. Benim niyetim evde oturmak, televizyon seyretmek, cogafedersin mal gibi yatmakti kanepede, fekat ipini koparmis arkadasim Carlos'tan gelen ''senin eve yakin bir yerde bira iciyoruz, kop da gel'' mesaji uzerine ''derdi veren allah dermani da verir, evin yolu bulunur neticede'' diyerek firladim ciktim. Bir de gittim ki Carlos Bey ve yaninda biri espanyol, biri amerikali, biri de avustralyali uc arkadasi, Carlos ve Dadaslar seklinde demleniyorlar. Carlos ve uc sap da denebilir. Latin Amerika insanini zaten bagrima basarim. Amerikali da hic Amerikali gibi olmadigi icin (giydigi Simpsons t-shirt'u haric), ee Avustralyali da etliye sutluye karismaz ve oraya hasbel kader dusmus bir okeye dorduncu veyahut bir etkisiz eleman oldugu icin ortami direk olarak benimsedim. Ilk basta maruz kaldigim ''la sari sacli turk mu olur la'' geyiklerinden sonra, biralar selale oldu, mekanlar siraya girdi. Ben ve Dadaslar o bar senin, bu bar benim dolandik. Carlos bizim adamlarin yapacagi gibi bana butun gece goz kulak oldu. Onlarin dilinde bacimsin ne demek bilmiyorum ama bence ben Carlos'un bacisiyim len. Del Bacitto gibi bir sey olabilirim ben Guatemalali dostum icin. Zaten fark ettim, ben de kendisini bir Ugur bir Onur gibi gormeye baslamisim. Ne hos. Saat 3'e yaklasirken bende de artik takat kalmadi, Dadaslari yeni bir mekanda birakip evimin yolunu tuttum. Sonrasini biliyorsunuz, golgemi gordum felan, her zamanki haller.
Iste boye bir gundu dun. Gidicem gidicem diyorum ama tatli bir kalabalik da birikmis burda. Her zaman degil ama arada birbirimize siginip avunuyoruz.
Bu da bir sey be okur.
Del Okurto.
Fotograf: Cafe Hoppe'nin bardaklari
19 Haziran 2011 Pazar
En guzeli hic aklinda yokken disari cikmaktir
Ve boyle geceler sonrasi muhakkak sarhos olursun.
You have so much hair uc sene once Hollandali kuaforun bana sacimi cirkin cirkin kesmesine muteakip kendini hakli cikarmak icin soyledigi sey. You walk fast baba yadigari bir yurume stili ve zaten benim de boyle yurudugum konusunda herkes hemfikir.
Gecenin ucunde, evin yolunu zor bulmusum ve golgem aklima uc sene oncesinin gudik kuaforunu getirmis.
Yarin, bugunu uzun uzun anlatmaliyim. Ama simdi yazimizi bu gece kadeh kaldirirken Amerikali cocugun soyledigi sozle bitirelim: To all the unforgettable memories that are already forgotten.
14 Haziran 2011 Salı
Moda, Feyyaz, ben ve sen konulu yazimiz

Bugunlerde en buyuk eglencem Disko Krali, Feyyaz, moda bloglari, orgu modeli siteleri, indirime girmis ayakkabacilar, Vogue dergisi ve yeni datanin analizi oldu. 'Ah nasil da geciyor zaman / yeni olmus birinin adini anar gibi narin' demisti Kucuk bir Iskender. Onun gibi biraz.
Moda blogu dunyasina uzun suredir girmek istiyordum, kismet buguneymis. Artik degme brand'ler, en son trendler benden sorular a okur, stiline kurban okur. Ha diyeceksin ki trendleri biliyorsun da bir sey mi oluyor? Yok anacim, ben yine bol paca Mango pantolon ustune sile bezinden nar cicegi Zara bluz seklinde takiliyorum. Yine de moda neymis, hangi renk revactaymis gibi konularda fikir sahibi olmak hos.
Disko Krali'ni orgu orerken izlemeyi tercih ediyorum. Feyyaz'a bazen cok guluyor bazen de hic gulmuyorum. Ama suradaki ve suradaki performansindan sonra kendisi ilelebet kabulum. Orgu isi nereden cikti diyeceksin? Annemin aylar once ben Hollanda'ya donerken valizime sikistirdigi cilelerden cikti. Baktim renk renk ip, cesit cesit yun var, dur ben sunlardan bir saheser yaratayim dedim. Iki ters bir duz bir kes, bir arttir falan derken zaman geciveriyor. Bazen Feyyaz'i meyyazi takip etcem diye ilmek kaciriyorum, sok, basa don, sise tak derken sanki ormeye yeni baslamis gibi oluyor. Never-ending bir surec. Herkese tavsiye ederim.
Indirime girmis ayakkabicilardan kendime bir babet bir de parmak arasi terlik kaptim ayiptir soylemesi. Sipidik sipidik dolanmaktir niyetim. Mi layk indirim veri mac.
Baska haber yok. Siradanligin huzurunda ve hoslugunda geciyor zaman. Sanki sonsuza kadar moda blogu okuyabilirim, Feyyaz izleyebilirim, orgu orebilirim, ayakkabi bakmaya cikabilirim, evde pinekleyebilirim.
Moda blogu dunyasina uzun suredir girmek istiyordum, kismet buguneymis. Artik degme brand'ler, en son trendler benden sorular a okur, stiline kurban okur. Ha diyeceksin ki trendleri biliyorsun da bir sey mi oluyor? Yok anacim, ben yine bol paca Mango pantolon ustune sile bezinden nar cicegi Zara bluz seklinde takiliyorum. Yine de moda neymis, hangi renk revactaymis gibi konularda fikir sahibi olmak hos.
Disko Krali'ni orgu orerken izlemeyi tercih ediyorum. Feyyaz'a bazen cok guluyor bazen de hic gulmuyorum. Ama suradaki ve suradaki performansindan sonra kendisi ilelebet kabulum. Orgu isi nereden cikti diyeceksin? Annemin aylar once ben Hollanda'ya donerken valizime sikistirdigi cilelerden cikti. Baktim renk renk ip, cesit cesit yun var, dur ben sunlardan bir saheser yaratayim dedim. Iki ters bir duz bir kes, bir arttir falan derken zaman geciveriyor. Bazen Feyyaz'i meyyazi takip etcem diye ilmek kaciriyorum, sok, basa don, sise tak derken sanki ormeye yeni baslamis gibi oluyor. Never-ending bir surec. Herkese tavsiye ederim.
Indirime girmis ayakkabicilardan kendime bir babet bir de parmak arasi terlik kaptim ayiptir soylemesi. Sipidik sipidik dolanmaktir niyetim. Mi layk indirim veri mac.
Baska haber yok. Siradanligin huzurunda ve hoslugunda geciyor zaman. Sanki sonsuza kadar moda blogu okuyabilirim, Feyyaz izleyebilirim, orgu orebilirim, ayakkabi bakmaya cikabilirim, evde pinekleyebilirim.
Bu vesileyle bagyanlar mujde: yakinda sizinle en yeni trendleri, bu yaza damgasini vuran renkleri paylasacagim. Erkekler, sizi de unutmadim. Size de birkac tavsiyede bulunacak ve kati surette giymemeniz gereken seyleri anlatacagim.
Hadi operim vogue vogue.
13 Haziran 2011 Pazartesi
Tel cambazinin tel ustundeki durumunu anlatir siirdir
Ve bir Turgut Uyar siiridir. Sezen Aksu da seslendirmistir.
Turgut Uyar'in en guzel siiri, yok, bu degildir aslinda. Belki Cagirilmayan Yakup'tur, kuzenimin gozdesi- ki kendisi yillar once bir gece koca siir antolojisinin sayfalarini pir pir cevirip eliyle koymus gibi bulmustur siiri ve bize okumustur:
Ama Tel cambazinin tel ustundeki durumunu anlatir siir de guzeldir. Hem Sezen ne guzel sarki yapmistir ondan. Cunku bazen 'Ama sizin adiniz ne, benim dengemi bozmayiniz' demek gerektir.
PS: Sezen'in yeni albumu cikmis. O da eski dostla icilen bir fincan kahve gibi. Yani hep ozleniliyor.
Turgut Uyar'in en guzel siiri, yok, bu degildir aslinda. Belki Cagirilmayan Yakup'tur, kuzenimin gozdesi- ki kendisi yillar once bir gece koca siir antolojisinin sayfalarini pir pir cevirip eliyle koymus gibi bulmustur siiri ve bize okumustur:
Evet, kurbağalara bakmaktan geliyorum
Sanki böyle niye ben oradan geliyorum
Telaslı, aç gözlü kurbağalara
Bakmaktan
Bilmiyorum
Bilmiyorum, bilmiyorum
Ben, yani Yusuf, Yusuf mu dedim? Hayır, Yakup
Bazen karıştırıyorum.
Ama Tel cambazinin tel ustundeki durumunu anlatir siir de guzeldir. Hem Sezen ne guzel sarki yapmistir ondan. Cunku bazen 'Ama sizin adiniz ne, benim dengemi bozmayiniz' demek gerektir.
PS: Sezen'in yeni albumu cikmis. O da eski dostla icilen bir fincan kahve gibi. Yani hep ozleniliyor.
6 Haziran 2011 Pazartesi
Turkce Pop Tarihinde En Tuhafima Giden Sarki Sozleri Madde 4 (Best of Atilla Tas)
Uzun zamandir Turkce Pop'umuza bakamadik, en bomba sarki sozlerini yazamadik sevgili okur. Halbuse turkce pop candir ve dahi insanin kendine yakisani giymesidir. Ayip ettik. O nedenle bugun size bir degil iki sarkidan bahsedecegim ve bir Best of Atilla yapacagim.
Birinci sarkimizin adi 3 metre 5 metre. Atilla Tas burda tum erkeklerin ortak yarasina parmak basiyor ve gotu basi oynayan, kendisine surekli ilgi gosteren eski sevgiliden nasil bunaldigini anlatiyor.
Birinci sarkimizin adi 3 metre 5 metre. Atilla Tas burda tum erkeklerin ortak yarasina parmak basiyor ve gotu basi oynayan, kendisine surekli ilgi gosteren eski sevgiliden nasil bunaldigini anlatiyor.
Her tarafi oynuyor,Biri sana boyle dese ne derdin cancaazim?
Benle oyun oynuyor
Surekli dokunuyor
Gozumu korkutuyor
Cok fazla yaklasma, ellesme, dillesme
Uzaktan sev beni
Uc metre bes metre
Hatta bes kilometre
a) Bogazina dursun Ham Cokelek'i soylerdim - ki o da nadide bir Atilla Tas yorumudur. Boylece onu kendi silahiylan vurabilirim. (Aferin, cok hirsli gordum seni okur).
b) Abilerimi ustune saldim, dirsek mesafesinden agzini burnunu kiracaklar.
c) Dur kacma, len huooop, topuklu var ayakta yetisemiyorum, dokanicam illa bi dakka len.
d) Sen de iyice artiz oldun, ne yaklascam sana be. Yuru git.
Ben tabiki d diyorum. Hatun dedigin cool olmali. Ustelik karsimizda bir Japon'a asik olmus biri var. Siniri kalkar insanin. Hele ki gozleriniz benimki gibi iriyse, boyle Renault fari gibi, cipil gozlu Japon'a asik olan adami neyleyeceksin, di mi?
Japon dedik, iyi ettik, buradan yumusak bir gecis yapiyoruz ve ikinci parcamiz. Ta taaaaaam: Bir Japona Asik Oldum. Benim favorim. Atilla Tas burda yine turk erkeginin ortak noktasi olan bir Japono asik olmak konusunu irdeliyor ve icten ice adeta haykiriyor: Her seyi yaparim yeter ki sana takarimasu noktasina geleyim. Buyrunuz nakarat:
b) Abilerimi ustune saldim, dirsek mesafesinden agzini burnunu kiracaklar.
c) Dur kacma, len huooop, topuklu var ayakta yetisemiyorum, dokanicam illa bi dakka len.
d) Sen de iyice artiz oldun, ne yaklascam sana be. Yuru git.
Ben tabiki d diyorum. Hatun dedigin cool olmali. Ustelik karsimizda bir Japon'a asik olmus biri var. Siniri kalkar insanin. Hele ki gozleriniz benimki gibi iriyse, boyle Renault fari gibi, cipil gozlu Japon'a asik olan adami neyleyeceksin, di mi?
Japon dedik, iyi ettik, buradan yumusak bir gecis yapiyoruz ve ikinci parcamiz. Ta taaaaaam: Bir Japona Asik Oldum. Benim favorim. Atilla Tas burda yine turk erkeginin ortak noktasi olan bir Japono asik olmak konusunu irdeliyor ve icten ice adeta haykiriyor: Her seyi yaparim yeter ki sana takarimasu noktasina geleyim. Buyrunuz nakarat:
Nerden aldin kiz sen kokumu
Guzel olurmus turkun lokumu
Bizim kizlar da cok guzel amma
Bir Japona asik oldum
Akarimasu takarimasu
O gozler icimi yakarimasu
Besi bir yerde takarimasu
Bir Japona asik oldum
Cok sukela bir sarki a dostlar. Hele su yukaridaki videoda 3.05'te bizim kizlar da cok guzel amma diye uzun hava cigirmaya basliyor ya, orada bir efkarlaniyorum n'olacak bu cocugun hali diye:)
Turkce pop kosemizin sonuna geldik. Esen kalinasu.
Not: Bu arada Atilla Tas'i ilk defa gecenlerde Disko Krali'nda gordum. Cok sempatik, komplekssiz ve sevimli biri. Benden demesi.
4 Haziran 2011 Cumartesi
Dokunak
Bugunlerde bende tuhaf bir hal. Her sey ama her sey bana cok dokunakli geliyor. Sanki mutemadiyen bir premenstrual sendrom. Sanki surekli kafam iyi. Sanki az once uykudan uyanmisim ve kirici bir ruya gormusum. Anlayamadim. Sanirsin ki Yilmaz Morgul'um, bogure bogure aglamak istiyorum.
Bugun aslinda nasil da guzel bir gun! Groningen'e komsu koylerden birinde canimin ici ev arkadasim P.'nin is arkadaslariyla mangal yaptik. Soyle bir gruptuk: Mangali duzenleyen Brezilyali kiz ve iki arkadasi, esinden bosanmis ve buraya iki kucuk kiziyla tasinmis Amerikali bir abi (ev sahibi), Cezayirli bir kiz ve Avustralyali (ama 25 senedir Fransa'da yasayan) sevgilisi, Ermeni bir cocuk ve siyahi kiz arkadasi, Polonyali baska bir kiz, Belcikali oglan ve Sirp sevgilisi, her anlamda Alman ama tatli bir cift, hem sonra Italyan enistem, P. ve ben. Etrafima bakinca onca cesitliligin icinde Brezilya usulu pismis etler ve bol alkollu kokteyllerden sonra aslinda kimsenin kimseye cok da yabanci olmadigini fark ettim. Butun bu mangal muhabbeti icinde, en dokunakli buldugum an ise Brezilyali cocugun dizlerine yaslanmis sevgilisinin saclariyla oynadigi an. Saclarini ordu kizin, sonra bozdu, kivirdi topuz yapti, acti, sadece ellerini gezdirdi. Bir yandan da bizimle sohbet etti. Kiz sadece durdu, kendini sevgilisinin ellerine birakmis...Huzur boyle bir sey olmali. Kalabaliklar icinde saclarinda gezinen bir el, bir an. Herkese ragmen orda. O an ben sanki bir Yilmaz Morgul. Bir el istedim saclarimda. Yok, kimse kimseye cok yabanci olmasa da yine de bazen en yakinini istiyor insan. Ve iste boylece, birden yalnizlik cok dokundu bana.
Soyle bana, bu dokunakli bir hikaye degil mi simdi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)