4 Haziran 2011 Cumartesi

Dokunak


Bugunlerde bende tuhaf bir hal. Her sey ama her sey bana cok dokunakli geliyor. Sanki mutemadiyen bir premenstrual sendrom. Sanki surekli kafam iyi. Sanki az once uykudan uyanmisim ve kirici bir ruya gormusum. Anlayamadim. Sanirsin ki Yilmaz Morgul'um, bogure bogure aglamak istiyorum.

Bugun aslinda nasil da guzel bir gun! Groningen'e komsu koylerden birinde canimin ici ev arkadasim P.'nin is arkadaslariyla mangal yaptik. Soyle bir gruptuk: Mangali duzenleyen Brezilyali kiz ve iki arkadasi, esinden bosanmis ve buraya iki kucuk kiziyla tasinmis Amerikali bir abi (ev sahibi), Cezayirli bir kiz ve Avustralyali (ama 25 senedir Fransa'da yasayan) sevgilisi, Ermeni bir cocuk ve siyahi kiz arkadasi, Polonyali baska bir kiz, Belcikali oglan ve Sirp sevgilisi, her anlamda Alman ama tatli bir cift, hem sonra Italyan enistem, P. ve ben. Etrafima bakinca onca cesitliligin icinde Brezilya usulu pismis etler ve bol alkollu kokteyllerden sonra aslinda kimsenin kimseye cok da yabanci olmadigini fark ettim. Butun bu mangal muhabbeti icinde, en dokunakli buldugum an ise Brezilyali cocugun dizlerine yaslanmis sevgilisinin saclariyla oynadigi an. Saclarini ordu kizin, sonra bozdu, kivirdi topuz yapti, acti, sadece ellerini gezdirdi. Bir yandan da bizimle sohbet etti. Kiz sadece durdu, kendini sevgilisinin ellerine birakmis...Huzur boyle bir sey olmali. Kalabaliklar icinde saclarinda gezinen bir el, bir an. Herkese ragmen orda. O an ben sanki bir Yilmaz Morgul. Bir el istedim saclarimda. Yok, kimse kimseye cok yabanci olmasa da yine de bazen en yakinini istiyor insan. Ve iste boylece, birden yalnizlik cok dokundu bana.
Soyle bana, bu dokunakli bir hikaye degil mi simdi?


10 yorum:

elegimsagma dedi ki...

hem de cok dokunaklı be tavigim, kalabaliklar icinde ve herkese ragmen orda.

Billur dedi ki...

Okurken yeminlen çok duygulandım Berfu yaw... Kim istemez ki ellerini saçlarda gezdirecek bir sevgili. Ama olmayınca olmuyor. Elbet bizim de vakti zamanımız gelecek. Yeter ki o zaman gelene kadar yanımıza arızalı insanlar yaklaştırmayalım, ara süreyi minimum travmayla atlatalım... Sabır ve Selametle...

KuzeyGüney dedi ki...

Billurcum oyle valla. Minimum travma dedin iyi dedin. Hay agzini opeyim:

KuzeyGüney dedi ki...

Rabisim gel de yalnizligima merhem ol. Dort gozle bekliyorum. Biraya bogucam seni:)

primavera dedi ki...

bu tez beni mahvetti. blog bile okumaz oldum. bebegim, istedigin sac ormekse ben alasini yaparim ya. kucukken yemegi begenmedigim zaman buzdolabi ortusunun butun puskullerini orup bozup bi daha orerdim. "i'm famous!" :)

saka bir yana cok huzunlendim. ruhun cektigi yalnizliga care, bu aksamlik roze sarap beybi. yarina allah kerim...

KuzeyGüney dedi ki...

Sagol sekerim. Oyle bir dokunmustu iste gectigimiz haftasonu ama neyse ki gecti. Merak etmeyesin.

Deniz Ural dedi ki...

Anneme anlattım ben bunu.
"Bizim kız böyle böyle diyor anne" dedim.
- "Hii yavrum, nasıl özledim ben onu, off... Kızım, hadi artık uzatmayın ama aaaa! Hadi artık ama, bulun birini bulacaksanız" dedi. Yani süremiz burada sona ermiş cano, bir dahaki programa kalmayak. Benden demesi. :)

KuzeyGüney dedi ki...

Len utandim. Yengeye anlatilir mi oyle sey, delu seni. Fekat dogru soyluyor. Ben bir Meksikali begendim gecenlerde. Dinimizce o da caiz degil ama du bakalim.

yakınuzak dedi ki...

Kuzum, bazen de eli saça atıverip canıım canıım diye kendini sevivermek lazım. O zaman belki başkasından beklediklerimizi kendimize verebilme aşamasında bir level atlayacağız, inşallah...

KuzeyGüney dedi ki...

Ben mesela kendimi opuyorum bazen kolumdan. O da sayilir mi diyir?