
Facebook'ta malumunuz pazar gunune kadar surekli bir referandum post'lari gitti geldi. Ulkenin gudiklik ve sebeleklik nabzini tutan ve nabza gore serbet vermek gibi bir arzusu da kesinlikle (ve neyse ki) olmayan Zaytung da gecenlerde iste su yukariya yapistirdigim son dakika haberlerinden ikincisini yayinladi. Fakat bugun itibariyle goruyorum ki masallah benim facebook 13 Eylul'den sonra daha da sapitti. Benim facebook derken, dilim varmiyor ama diyecegim, aslinda benim arkadaslarim sapitti.
Biktim usandim iki gundur 'bu halk aptal, bu oylari verenler cahil, egitimsiz' gibi yorumlar okumaktan. Daraliyorum, cinleniyorum, afakanlar basiyor. Zamaninda Aziz Nesin'den korkanlar tutmus onun 'bu milletin yuzde bilmem kaci aptal' lafini profillerinden cigiriyorlar. Bak simdi actim feysbuk'u, ilk karsima cikan post Amerika'da doktorasini tamamlamak uzere olan bir arkadasimdan. Mesleklere gore evet- hayir diyenlerin dagilimini paylasip ev hanimlarinin cogu 'evet' demis oldugu icin 'allah belanizi versin calismayan kadinlar' yazma curetini kendinde bulmus. Sen birak doktora yapmayi artik nobel alsan bos.
Evet diyen herkes cahil cuhela, ev hanimi, yobaz, dalkavuk. Illa ki buna inanmak istiyor - hayir'cilarin hepsi degil gerci ama- en azindan hayir'cilarin icindeki elitistlerimiz. Ve dertleniyorlar, anlayamiyorlar, surekli sorarlar: 'Sahi bizim de bir oy hakkimiz var, onlarin da. Bu nasil mumkun olabilir? Dagdaki coban ve ben? Evdeki kadin ve ben? Halbuse aramizda dunya kadar fark, en az iki dil ve dort diploma var'.
Bence biraz sakinlesmemiz lazim. Hep beraber. Kendimizle digeri arasina ucurum koymadan. Ben oy veremedim, o nedenle bu konuda konusurken de kendimi biraz kotu hissediyorum ama son olarak bu yaziyi okuyan hayir'ci dostlarim: siz de bana sinirlenmeyin n'olur. Gozlerinizden opuyorum.
Edit: Tam da bu konuyla ilgili simdi sunu okudum. Ahmet Insel- Radikal
6 yorum:
KuzeyGüney,
Öyle bir yazı yazmışsın ki cuk oturmuş.İktidarla muhalefet arasındaki en önemli ayrımı burada sen anlatmışsın.İktidarın görebildiği , muhalefetin göremediğini.İktidarın en büyük kozunu, muhalefetinse sürekli küçümsediğini.
Bu ülkenin yüzde kaçı üniversite mezunu?Annelerimize baktığımızda çoğunluğu ev hanımı değil mi?Annemiz değilse ,teyzemiz ev hanımı.Dolayısıyla küçümsemek yerine,onların dilinden konuşmayı öğrenmek gerekiyor.Nedenleri ,niçinleri anlatırken , cicili bicili kelimeler kullanmak yerine daha açık , herkesin anlayabileceği bir dil seçmek ve kendimizden başka pencerelerden de dünyaya bakmayı bilmek gerekiyor.
Dağdaki çoban.Adamın 5 çocuğu var ve kayda değer bir gelir düzeyi yoksa, o adam için HSYK üye sayısından çok, cebine giren 100 TL. para daha önemli, kapısına gelen mercimek,pirinç,kömür, hiçbir zaman kullanmayacak olsa da hayatında ilk kez gördüğü bulaşık makinesi daha önemli.
Dağdaki çoban, üniversitedeki profesör,Ümit Boyner’in de dediği gibi konsomatris yada cumhurbaşkanı hepsi aynı ,çünkü hepsi sadece nefes aldıkları için , insan oldukları için hepsi aynı.
Balimberfum,
Hislerime tercuman olmussun kuzum, her zamanki gibi. Ferahladim senin de boyle hissettigini okuyunca.
Tam olarak boyle hissediyorum BalimBurcum. Ortalik cok fena sapitti. Hepimize akil, fikir, sabir, sukunet.
DisiGeyik, Ahmet Insel'in yazisinin linkini de tam dedigin sey yuzunden koydum sonradan. Hani demis ya siyasal alanda cahil, okumus etmis ayrimi olamaz. Aynen.
Berfum,
Rahat ol, oy kullanmamış olmak da bilinçli bir tercih olabiliyor, tüm söylenenlere rağmen. Bir şeyler eksik, onları da biz tamalayacağız, her zaman, her şeye rağmen. Çok özledim. Bir arada olmalıyız. Bir arada daha güçlüyüz. Her zaman, her şeye rağmen...
Çok seviyorum yahu, suç mu :)
Ben de seni çok seviyorum, hem de her seye ragmen falan degil, her sey yuzunden:)
Yorum Gönder