
Melaba cicim, beni tanıdın mı? Tanımam mı len, gudik dediğini duyar gibiyim. Ahh bu sevgi sözcükleri beni deli ediyor yeminlen. İngilizcede bir haniyy, bir siviiithart var. Biz de gudik var, kunil var, yerine göre kullanirsan ırıspı bile sevgi sözcüğü olabiliyor hanise. O denlicesine muazzam bir dil bu gıdısından öptüğümünün okuyucu.
Hayırdır, eve gelirken kafana darbe mi aldın dediğini duyar gibiyim bak şimdi de. Yooook, kafaya darbe almadım da bünyeye aç karnına biraz alkol aldım be yavrucum. Yine iyiyim bence. Havasından mıdır suyundan mıdır, bu Hollanda adlı memleketin dilinde gudik'in tercümesi olmayabilir, fekat içmek için hep bir bahane çıkıyor abicim (gudik tercümesiyle bira arasındaki bağlantı az önce aklımdaydı ama şimdi unuttum, üstüme gelme, kaçarım).
Dur iyisi mi ben aklımdaki şeyleri yazayım bir bir.
Herşey değişiyor, hiçbişi aynı kalmıyor farkettin mi? Feysbuk misal, türkçe oldu, az önce günlerden sonra bi girdim, en tepede "Ne düşünüyorsun?" diye bi soru var, yanında malum boşluk. Eşşeğin zikini düşünüyorum, ne düşüncem afedersin.
Tübitak yönetimi Charles Darwin'li kapağa hiddetlenip "tiz kellesi vurula" diye editörü de işinden gücünden etmiş. Kendilerine Üstün Büzüklük Belgesi takdim ediyor, alkışlarla yerlerine alıyoruz.
Bu haber bizim lise grubuna çat diye mail olarak geldi. Buraya kadar pek güzel. Sonra da bir arkadaş bundan birkaç ay önce Can Dündar'ın belgeselinin ne kadar da manyak bi belgesel olduğunu söyleyen bi maile, "herkesin ister Atatürk hakkında ister başka birşey hakkında istediğini söylemeye hakkı var" gibi benim de sonuna kadar desteklediğim bir cümle yazan başka bir arkadaşa "ahaaa işte görüyosun, bu AKP başımıza daha ne çoraplar örecek?" gibisinden gönderme yaptı. Len olm ha Darwin'i yasaklayan Tubitak yönetimi ha ülkemizde tabu olmuş konular hakkında üç beş laf edenlere çemkiren sen. Bence.
Denizle Beyza Yiğit'in askerde benim de memleket dışında olmamdan fırsat bilerek Evahalipisi'de adeta at koşturmaya başlamışlar sonracığıma. Yahuu gün geçmiyor ki yeni ve şahane bir yazı peydah olmasın ayol. O denlicesine yazıyorlar delüler. Yirim ben onları, çok severim. Burda olsalar hemencecik bira açarım onlara. Eee artık ben de sevgimi böyle gösterir oldum, idare edilecek.
Dün youtube'dan Tosun Paşa'yı izledim. "Lütfücüğüm, dün seni rüyamda gördüm. Beyaz bir ata binmiş yeşilliklere doğru gidiyordun. E biliyorsun at murattır. Yeşillik de ottur. Sonra Seferoğulları geldi. Sen attan indin, otlamaya başladın" . Yeri geldiğinde en sevdiğimiz film olabilir mi ki Tosun Paşa?
Bu arada eve şarap yığmaya devam ediyorum. Sanki şarap üretimi duracak demişler de ben de kendi çapımda izdiham yaratıyorum. "Biliyorsun şarap kırmızıdır. Üstelik artık çok sevilen birinden yadigardır"...
Bi de çok sevilen birini özlemeye devam ediyorum. Şu bunun altındaki yazıda en üstte duran fotoğrafı masama koydum ama genelde pek bakamıyorum. Bu da alışılacak/aşılacak birşey.
Şu anda çok sevilen birinden başka bir yadigar, Vicente Amigo dinlemekteyim. Son on ayda ne kadar çok öğrendiğimi, yaşadığımı, herşeyin çok çabuk değiştiğini ama bunun da biyolojik evrimin olmasa bile en azından sosyal evrimin bir parçası olduğunu düşünmekteyim. Bana da bir Üstün Büzüklük Belgesi verilsin istedim ama aç karnına bira içip saçmalamanın gerekli koşulları sağlamadığını, çoğunlukla sadece kendine zararı olan biri olduğumu söylediler. Bence Tübitak yönetimi de aç karnına bira içsin. Sonra hep birlikte oturup Tosun Paşa izlesinler. Gülsünler, eğlensinler, çiçek gibi olsunlar. Bir dahaki sayıda da milletten özür dileyip Darwin'i kapak yapsınlar.
Resim: Madem Umut sarıkaya dedik çocukceğizin bir karikatürünü koyalım. Üstelik bir yandan da Freeeeeedoooom die bağıralım.
Hayırdır, eve gelirken kafana darbe mi aldın dediğini duyar gibiyim bak şimdi de. Yooook, kafaya darbe almadım da bünyeye aç karnına biraz alkol aldım be yavrucum. Yine iyiyim bence. Havasından mıdır suyundan mıdır, bu Hollanda adlı memleketin dilinde gudik'in tercümesi olmayabilir, fekat içmek için hep bir bahane çıkıyor abicim (gudik tercümesiyle bira arasındaki bağlantı az önce aklımdaydı ama şimdi unuttum, üstüme gelme, kaçarım).
Dur iyisi mi ben aklımdaki şeyleri yazayım bir bir.
Herşey değişiyor, hiçbişi aynı kalmıyor farkettin mi? Feysbuk misal, türkçe oldu, az önce günlerden sonra bi girdim, en tepede "Ne düşünüyorsun?" diye bi soru var, yanında malum boşluk. Eşşeğin zikini düşünüyorum, ne düşüncem afedersin.
Tübitak yönetimi Charles Darwin'li kapağa hiddetlenip "tiz kellesi vurula" diye editörü de işinden gücünden etmiş. Kendilerine Üstün Büzüklük Belgesi takdim ediyor, alkışlarla yerlerine alıyoruz.
Bu haber bizim lise grubuna çat diye mail olarak geldi. Buraya kadar pek güzel. Sonra da bir arkadaş bundan birkaç ay önce Can Dündar'ın belgeselinin ne kadar da manyak bi belgesel olduğunu söyleyen bi maile, "herkesin ister Atatürk hakkında ister başka birşey hakkında istediğini söylemeye hakkı var" gibi benim de sonuna kadar desteklediğim bir cümle yazan başka bir arkadaşa "ahaaa işte görüyosun, bu AKP başımıza daha ne çoraplar örecek?" gibisinden gönderme yaptı. Len olm ha Darwin'i yasaklayan Tubitak yönetimi ha ülkemizde tabu olmuş konular hakkında üç beş laf edenlere çemkiren sen. Bence.
Denizle Beyza Yiğit'in askerde benim de memleket dışında olmamdan fırsat bilerek Evahalipisi'de adeta at koşturmaya başlamışlar sonracığıma. Yahuu gün geçmiyor ki yeni ve şahane bir yazı peydah olmasın ayol. O denlicesine yazıyorlar delüler. Yirim ben onları, çok severim. Burda olsalar hemencecik bira açarım onlara. Eee artık ben de sevgimi böyle gösterir oldum, idare edilecek.
Dün youtube'dan Tosun Paşa'yı izledim. "Lütfücüğüm, dün seni rüyamda gördüm. Beyaz bir ata binmiş yeşilliklere doğru gidiyordun. E biliyorsun at murattır. Yeşillik de ottur. Sonra Seferoğulları geldi. Sen attan indin, otlamaya başladın" . Yeri geldiğinde en sevdiğimiz film olabilir mi ki Tosun Paşa?
Bu arada eve şarap yığmaya devam ediyorum. Sanki şarap üretimi duracak demişler de ben de kendi çapımda izdiham yaratıyorum. "Biliyorsun şarap kırmızıdır. Üstelik artık çok sevilen birinden yadigardır"...
Bi de çok sevilen birini özlemeye devam ediyorum. Şu bunun altındaki yazıda en üstte duran fotoğrafı masama koydum ama genelde pek bakamıyorum. Bu da alışılacak/aşılacak birşey.
Şu anda çok sevilen birinden başka bir yadigar, Vicente Amigo dinlemekteyim. Son on ayda ne kadar çok öğrendiğimi, yaşadığımı, herşeyin çok çabuk değiştiğini ama bunun da biyolojik evrimin olmasa bile en azından sosyal evrimin bir parçası olduğunu düşünmekteyim. Bana da bir Üstün Büzüklük Belgesi verilsin istedim ama aç karnına bira içip saçmalamanın gerekli koşulları sağlamadığını, çoğunlukla sadece kendine zararı olan biri olduğumu söylediler. Bence Tübitak yönetimi de aç karnına bira içsin. Sonra hep birlikte oturup Tosun Paşa izlesinler. Gülsünler, eğlensinler, çiçek gibi olsunlar. Bir dahaki sayıda da milletten özür dileyip Darwin'i kapak yapsınlar.
Resim: Madem Umut sarıkaya dedik çocukceğizin bir karikatürünü koyalım. Üstelik bir yandan da Freeeeeedoooom die bağıralım.
3 yorum:
*Sen ne kendini bilmez insan ki "Üstün Büzüklük Belgesi" talep etmişsin. Hele hele.
*16 Şubat -16 Mart tarihli yazılarında artık ayda bir yazacağını çıkartalım mı acaba? Fakat, sonunda yeni bir yazı geldiğine çok sevindim be!
*"Biliyorsun şarap kırmızıdır. Üstelik artık çok sevilen birinden yadigardır"... cümlesinin geçtiği öykü müdür, şiir midir nedir artık, onu istiyorum ben.
İçkinin dibini görmek nasip olmuyor bize, zira dibini bulmadan diğeri açılıyor...yakında bizi de sansürleyecekler diye korkmaktayım...
Bu durumlarda en güzel yapılacak şey salak şarkılar dinlemek sanırım... sana gönderdiğim hint müziklerini kurcala, alışacaksın... ilaç gibin valla..
yaklaşık 15 gündür ses vermesem de yazı bekliyodum.. de bakam sen bana bi sen seferoğullarından mısın?
Aaaa dün şirkette bi baktım, senin sevdiğin bi seferoğlu (kim ola ki) yemekhanedeki masamın önünden geçti. Önce afalladık sonra selamlaştık, evrimin güzel haberler de getirdiğinden söz etti bana. Sonra üstün büzüklük belgesini çoktan almış ve çalışanlarını 3 aydır büzük büzük büzmekte olan şirketin bize sunduğu yimeğimizi yedik. Senin kulaklarını çınlattık. Berfucum, blog yazın bende evdeki şarap şişesini kafaya dikme etkisi yarattı. Henüz bünyede alkol yok iken, "before münafık" statimde iken, dileğimi diliyorum: Sosyal evrim, sevenleri kavuştursun! Amiiin!
Yorum Gönder