18 Ocak 2010 Pazartesi

Benim Anlayamayacağım Meseleler



"Diplomasi dili ve diplomatik hareket" tabirlerine küçük yaştan beri aşina olmakla birlik, ben bu lafların özünü Murat Yetkin'in köşeyazılarıyla idrak etmiştim dimağı güçlü okur.

Murat Yetkin bildiğiniz üzere yıllardır "Ankara'nın nabzını tutar" (bu lafı da kim icad ettiyse allah razı olsun. Üç kelimeyle anlatıyoruz derdimizi nabız mabız derken). Ankara'yı geç de onun bi de böyle "Rusya'yla doğalgaz sıkıntısı son anda nasıl halledildi"? , "Cumhurbaşkanlığı'ndaki davete gelen katılımcılar hangi masaya nasıl yerleştirildi?" gibisinden haberleri vardır. Adeta arkası yarın izlermiş gibi heyecanla okurdum ben o yazıları sırf şu diplomatik dili /tavrı/duruşu biraz daha kavrayabileyim diye.

Fakat o yazıları okurken fark ettim ki ülkelerin birbirleriyle ilişkileri aynı dost/sevgili/akraba ilişkileri gibi tribal enfeksiyonist bir çizgide devam ediyor. Misal görümcenizle aranız bir sebepten açıldı. Adam gibi "ne oluyo len, niye böyle böyle yapıyosun? Açık açık konuşalım" demezsiniz de herkesin olduğu bir yemekte "ay kayınvalidem de geçen gün dedi ki kızı olsam beni ancak bu kadar severmiş" diye laf çarparsınız. Onun gibi laflar çakılıyor diplomatik düzeyde de.

Örneğin, bir ülkeye hafiften gıcık mı olduk, başbakan onun telefonlarına o an diil de iki saat sonra cevap verince bu diplomatik dilde "hareket yapma hareketin kralını görürsün" anlamı taşıyor. Ya da o ülkenin gıcık olduğu başka bir ülkenin cumhurbaşkanını ziyarete gidiyor hemen elçilerimiz. İlk örnekten hareketle bu da görümcemize gıcık olup onun görümcesine akşam oturmasına gitmek gibi düşünülebilir. Ay yeminlen aynı ya. Bak valla.

Bu mevzuyu da aklıma Zaytung'daki bir haber getirdi. Malumunuz bir süredir İsrail elçisinin bizim elçiyi alçak koltuğa oturtma hikayesi tartışılıyor (Hatta yanlış hatırlamıyorsam adamlar mevzuyla ilgili özür dilediler falan, ciddi sıkıntı oldu).

Bugün Taraf İsrail Savunma Bakanı iadeyi ziyarete gelince bizimkilerin neler yaptığından bahsetmiş. Ahan da burda.

Sevgili sanal gazete Zaytung ise aynı haberi şu şekilde vermiş. Aynen kopyalıyorum ve yine bilinmezlere uzuyorum.

İsrail'e Diplomatik Misilleme Girişimi Boy Engeline Takıldı

Hafta başında İsrail Dışişleri Bakanı'nın Türk Büyükelçisi'ni alçakta oturtarak elde ettiği diplomatik üstünlüğe aynı şekilde cevap vermek isteyen Türkiye'nin girişimi İsrail Büyükelçisi'nin 1.97 metre boyunda çıkması nedeniyle hüsranla sonuçlandı. Dışişleri Bakanlığı'na görüşme için davet edilen İsrail Büyükelçisi Mishael Şalom'un 20 santim daha kısa olan koltuğa oturtulmasına rağmen Bakan'ımızdan 3 santim kadar yukarıda görünmesi engellenemedi.

Ayaktayken Fotoğraf Alınmasına İzin Verilmedi

Dün öğleden sonra Dışişleri Bakanlığı'nda kalabalık bir muhabir topluluğu önünde gerçekleşen görüşmeye tam zamanında gelen Şalom, önce ayakta Dışişleri Bakanı'yla bir süre tokalaşarak basın mensuplarına poz verdi. İsrail Büyükelçisi'nin ayaktayken Sayın Bakan'ımızdan en az iki karış daha uzun görünmesi salonda buz gibi bir havanın esmesine yol açarken, çok kısa süren bu tokalaşma sırasında fotoğraf çekilmesine de izin verilmedi.

Apar topar kendisi için daha önceden hazırlanan alçaltılmış koltuğa yönlendirilen Büyükelçi Şalom'un hemen karşısındaki koltukta yerini alan Dışişleri Bakan'ımız bir süre göz ucuyla kimin daha yüksekte olduğunu anlamaya çalıştı. Basın mensupları ve danışmanlarından gelen "malesef" manalı kafayı iki yana sallama işareti üzerine ayak uçları üzerinde hafifçe yükselen Bakan Bey, yine de arzu ettiği irtifaya ulaşamayınca salonda derin bir sessizlik hakim oldu.

"Allah Boy Vermiş Gerisini Koyvermiş"

Görüşmenin geri kalan kısmında 10 dakika kadar hiç bir şey konuşmadan etrafa bakan iki diplomat daha sonra toplantıyı sonlandırmak için tekrar ayağa kalktılar. İsrail Büyükelçisi'nin vedalaşmak için elini uzatması üzerine karşılık olarak kendisi de elini uzatan Dışişleri Bakanı'mız, Şalom'un elini aniden çekip saç tarama hareketi yaparak "zzztt jerussalem!" demesiyle bir şok daha yaşadı. Son derece sinirli bir şekilde toplantı salonunu terk eden Bakan Bey, basın mensuplarının sorularını ise "Allah boy vermiş gerisini koyvermiş" diyerek geçiştirdi.

Fotoğraf: Onu da Zaytung'dan kopyaladım utanmaz gibi.


4 yorum:

Deniz Ural dedi ki...

Son dakika!

"Karşıdan Karşıya Geçerken Kırmızı Işığa Yakalanan Yaya Gururuna Yenik Düşerek Hızlanmadı..."

Allaam, gül gül öldüm, haberin olsun.

KuzeyGüney dedi ki...

Süper di mi şekerim?
Gudik Yiit'e de haber etmek lazım. O da hastası olur kesin:)

Deniz Ural dedi ki...

Ay evet ya, mail atayım ben hemen kendilerine. Bu arada iki tane yorum yazmıştım ben ilki gitmiş. Bir gudiklik olmuştu zaten o arada. Pff diyeyim ben de senin gibi bari :)

KuzeyGüney dedi ki...

Kuzum diğerine alttaki yazıya atmışsın. o da geldi. Sıkıntı yok.