24 Şubat 2010 Çarşamba

Esyalar, Insanlar ve Evler


Hey dostum dun gunesli birgundu inanmazsin. Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi oldugu gibi* gunesin de olmali. Bir de raki-baligin, bir de Kas'a yapilan yolculuklarin ve tabi cocukluk evlerinin.

Izmir'deki cocukluk evimde Beyza'yla paylastigimiz odada uzun yillar cok az sey degismisti. 18'e gelirken Ankara'yi kazanip uc cocugun en buyugu olarak evden ciktigimda ve odayi Beyza'ya biraktigimda her geldigimde orayi biraz daha degismis bulacagimdan korkmustum. Zira malum, bir yere ait oldugunu hissettirenler insanlar ve esyalardir. Ben her iki grupla da fazlasiyla bag kuran bir kisiyim. Insanlar ve nesnelerle. Belki de bu yüzden dostlarım şehir değiştirince üzülüyorum. Belki de bu yuzden hayatimdan cikanlar icin illa ki biraz yas tutuyorum. Belki de bu yuzden ikinci el dukkanlarini gezip sacmasapan kutular, porselen fincanlar ve eski mandallar almayi seviyorum. Belki de bu yuzden eski esyalarim kaybolmasin, hep ayni yerde kalsin istiyorum.

Oyle de olmustu. Ankara'dan Izmir'e ilk gelisimde odamizdaki herseyin yerli yerinde oldugunu gorup derin bir nefes almistim. Onur'un orta-2'deki dogumgunumde hediye ettigi mavi resim hala oradaydi. Saci kopmus oldugu icin sonradan adini Hasan olarak degistirdigim orgu elbiseli bebek pervazin onunde duruyordu. Kitapliktaki kitaplar, eski gunlukler, Burcu'yla birbirimize yazdigimiz mektuplar, butun ortaokul ve lise boyunca biriktirilen kucuk notlar, sinema biletleri, lise-1'de gardrobun ic kapisina yapistirdigim, Bengi'nin kesfi kisa bir siir - Gece sabaha dururken / Öyle bir mavi geçer ki yüzünden / Kaldırır başını bakar deniz -, kapinin arkasina yapistirdigim karikaturler, Sevim'in el yazisiyla Sekspir'den bir alinti - Life is a tale, told by an idiot, full of sound and fury, signifying nothing-...Ve tabi yeni birkac sey. Beyza'nin ekledigi. Misal 'Cesitli Yagmur Damlalari' baslikli ve altinda tombul, ince, suslu, sussuz yagmur damlasi yaratiklarini gosteren bir cizim :) Beyza'ya ve anneme icten ice odadan bana ait seyleri silmedikleri icin tesekkurler etmistim.

Sonra Beyza da cikti odadan, Ankara'ya tasindi. Bu sefer kesin dedim...kesin annem bizim odayi degistirecek. Ama hayir, yine oyle olmadi. Her gittigimizde yataklari, masayi, kitapligi ayni yerde bulduk. Arada yatak ortuleri, masa ortusu gibi seyler degisti ama onun haricinde hersey olmasi gerektigi gibiydi.

Ben 98'de ayrildiysam cocukluk evinden, on sene bu boyle devam etti. 2008'in ikinci yarisinda Hollanda'ya tasindim ve ayni sene ilk tatilimi alip memlekete gittim. Once Ankara'ya. Kuzenler, kardes ve dostlarla bir hafta gecirdikten sonra, ASTI'den otobuse bindim izmir icin. Icim kipir kipir. Otobuste sunu dusundum: 'sabah eve olacagim. Odaya girdigimde hemen karsimda yatagimin basindaki duvarda asili Doors posterini gorecegim'. Huzur boyle birseydi benim icin. Degisen bircok seyin yaninda cok az degisen ve cok tanidik bir yere hep geri donebilmek.

The Doors posterini Lise-1'de Alsancak'tan almistim. Su meshur poster iste. O zamanlar en cok dinledigim gruptu. Ve 12 senedir o duvarda asiliydi. Gunesten rengi solmus, turuncusu sonuk bir sariya donmustu ama olsun. Hic inmemisti yerinden.

Ve sabah annem ve babamla kucaklastiktan sonra sabirsizlikla girdim odamiza. Duvarlar boyanmis, yeni bir duvar kagidiyla kaplanmisti. Hersey yine yerli yerinde olmakla birlikte poster yoktu. Bir hisim salona kosturup anneme telasla sordugumu hatirliyorum: 'Anne, lutfen Doors posterini attigini soyleme'. 'Kizim ne yapabilirim, ustalar alip yere atmislar, sonra da burusmus tabi. Attim gitti. Zaten eski birseydi. Bu arada kutuphanedeki ivir ziviri da bir elden gecirsen, atilacak seyleri atsan?'.

O zaman anlattim anneme otobuste ne dusundugumu. Annem bir anlam veremedi. Ben de cok kizdim beni anlamamasina ve yillardir bizim orada olmamamiza ragmen duvarda tuttugu bu posteri bir anda carttt diye yirtip atmasina. Bir de ustune ustluk kisisel tarihimin mirasi ivir ziviri elden gecirmemi istemesine.

Sonra ama bir anda jeton dustu. Annem daha fazla direnmek istemiyordu belki de. Ben yillar once gitmistim ve bir umut geri donecegim beklentisiyle yasanmisti. Donmemistim. Master'a baslamistim. Is bulmustum. Sonra doktoraya baslamistim. Sonra yurt disinda doktora bulup bir de ulke sinirlarini terk etmistim. Annem artik yillardan sonra benim/bizim donmeyebilecegimiz fikrine kendini alistirmaya calisiyordu. Nesnelerden kurtulmak istiyordu. Cunku o oda - kizlarin odasi - yillardir bostu ve kizlarin okullari/isleri/gucleri bir turlu bitmiyordu. Bunu anlayinca yatistim. Huzunle karisik bir yatisma. Anne olmadan anneyi anlayabilmek....Ya da anladigini sanmak. Bir posteri atmanin bilincaltinda tekabul ettigi yerleri kesfetmek. Bu kesfimi ona hic anlatmadim.

Izmir'e son gidisimde orayi oturma odasi yapabileceginden bahsediyordu. Yataklari kaldirip bir kanepe almaktan belki. 'Baban salonu cok dagitiyor cunku' demisti. Odamizi oturma odasi olarak gorecek olma fikri beni huzunlendirse de 'nasil istersen sekerim' dedim bu sefer. Ve hatta bu konuda onu biraz da cesaretlendirdim.

Neden biliyor musun sevgili okur? Cunku ben gercekten cocukluk evine bir daha temelli donemeyecegim. Cunku artik cocuk degilim.

Otuza yaklasmak da degisik bir psikolociymis!!! Derlerdi de inanmazdim. Cocuk olmadigimi bile yeni idrak ettim tel kadayifim okur. Bu yazi da senin cocukluk evine gitsin. Degisen seylere ve degismeye direnen herseye gitsin. Ve tabi bir sarki esliginde. The Doors diye basladik, oyle bitirelim. Soul Kitchen:) BAL'in korulugunda az mi soyledik bunu Burcuylan:/



* Cemal Sureya

6 yorum:

primavera dedi ki...

berfu, agzim acik kalakaldim. "gece sabaha dururken/ oyle bir mavi gecer ki yuzunden/kaldirir basini, bakar deniz" aynen de zeynep, hande, ben uclusunun siiridir. cok da bilinmez aslinda. nasil olur, berfu? cok saskinim!

Serendipity dedi ki...

Len sefgili yazar, ben bu yazıyı okurken niye gözlerim doldu ve böyle yutkunup durdum sanki? Sakal da yıkıldı anasını satıyım. Hatta ev sahibine deliler gibi küfrederek içtiğimiz aynı binadaki o meyhane de... Öööf! bu yazı dokundu bana Berfu!

KuzeyGüney dedi ki...

Ebrucum, Esra Zeynep mi oyle birinin siiriydi sanki. Adi da Intihar Mavisi olmali. Guzel bir paralellik oldu:)

KuzeyGüney dedi ki...

Didemcigim, duydum. Sakal ve Sudem gitmis:/ Firk diyorum sadece.
Her gittigimizde orada buldugumuz diger seylerin yikilmamasi, satilmamasi, atilmamasi dilegiyle diyorum tatlim.

Bezis dedi ki...

Ben de bu yazıda çok duygulanan insanlardan biriyim :))

Ama size bir haber edeyim Sakal'da Sudem'de gitti ama yer degistirdi... Sakal salak bir yer oldu kabul ama yeni Sudem'de yine aynı amca kemaniyla calip soylemekte...

ozge dedi ki...

bu yazı ban ada pek dokundu.. hani evden ayrılalı 6 ay geçmiş ve o 6 ayda annem benim odamı kardeşime tahsis etmişti.. kasımda gittiğimde sabahın 5 inde ciyak ciyak odamı bana geri ver diye çemkiriyordum bilgenin annemin babamın saçmalama nidalarıyla... sonrasında kabullendim yani kardeşimin odasında yani misafir odasında uyumayı... Ama eve her gelişimde direk bünyem kendi odama gidip eşyalarımı oraya buraya saçarak gösterdi.. Her seferinde hay aksi yanlış odadayım dedim. Garip geldi, notlarımı astığım panom, kitaplarım, herşeyim değişmişti... Ama orası benim odamdı hani :(