
Emin oldugum birsey var: sicak bir gundu.
Coktan dorduncu biralari soylemistik...yoksa daha birinciler miydi? Sacmasapan seylerden bahsetmek istemiyordum...ya da belki tam tersi. Ama susuyordum. Bu da kesin.
Elime masanin ustundeki kagit menuyu aldigimi, yelpaze gibi sallamaya basladigimi hatirliyorum. Belki biraz da sinirle. Sicak beni sinirli yapar ve ancak bolca soguk biradan sonra ya da Kordon'dan esen lodosun tenimi yalamasiyla gecer bu sinir.
Yaninda illa konusmak zorunda olmadigim insanlari severim. Gergin sessizlikler olmaz onlarla. Herkes kendi alemindedir ve kimse bunu kotuye yormaz. O da oyle biriydi.
Once bizim masanin caprazinda oturan sisman kadina takildi gozum...yoksa onun arkasinda kalan masada fal baktiran kadina mi? Yelpazelenirken boyle, ve caresizce denizden esecek ılık ruzgari beklerken, bakislarim arnavut kaldirimli bu barlar sokagindan gelip gecmekte olan hemen herkesin ustune degdi. Bu da kesin. Yoldan gecenlerin hicbiri bir digerinden ilginc degildi ve hava cok sicakti. Bu sirada o, garsondan patates kizartmasi istedi. Basini karsidaki barin cumbasina cevirdi, gozgoze geldigi adama kadehini kaldirdi. Sonra bana dondu, bir aciklama yapmak ister gibi agzini acacak oldu, benim sinirle yelpazelenen ve ne olup bittigini hic umursamayan halimi gorunce vaz gecti.
Emin oldugum bir diger sey, biralarin hep cok hizli servis edilmesiydi o barda. Ozellikle yazin, boyle sicak havalarda, bardaklari da buzlukta tutarlardi ki ickiler hic sogumasin. Ve ben umitsizlikle denizden esecek ruzgari bekliyordum...yoksa denizden gelecek birini mi? Vapurla. Simdi tam kestiremedim.
Saclarim enseme yapismisti ve ustumdeki batik etek de bacaklarima. Bir esinti ciksa pufur pufur...Saclarim havalansa ve eteklerim.
Yaninda birlikte sıkılabilecegim insanlari severim. Birlikte sıkılmak, yalniz sıkılmaktan daha iyidir...yoksa tam tersi miydi? Simdi bilemedim. O gun ama, birlikte sıkılıyorduk. Bu da kesin. Sonra o birlikte sıkılmaktan sıkılmış olacak ki birden konusmaya basladi.
- Sence ask ne?
Omzumu silktim.
- Hadi ama, birsey soyle, bir teorin olmali.
- Askin tanimi diye birsey yok. Tanimsiz bir duygu o, mantikla ve mantigin yarattigi cumlelerle aciklanabilecek birsey degil.
Dedim.
- Yaniliyorsun. Gayet de aciklanabilir. Evrende herseyin mantikli bir aciklamasi oldugu gibi bunun da var.
- Neymis o bakalim?
- Hani kimyasal cekim derler ya, iste o kimya dedigin sey ne? Hormonlar ve sonrasinda kokular. Ask bence karsindakinin teninden gelen bu kokunun vucudundaki hormonlari harekete gecirmesiyle hissettigin yogun bir 'arzulama' hali. Seratonin basiyorsun yani. Nedenini kokulara baglamaman da normal cunku bu tip bir hissi muhakkak ki karsindakinin iyiligiyle, karakteriyle falan ozdeslestirmeye calisiyorsun. Ogrenilmis bir hareket. Ama aslinda onlarin zerrece onemi yok. Bir katile, bir hirsiza, bir yalanciya, kotu bir insana da asik olabilirsin. Bu kontrol edebilecegin birsey degil.
- Cok basit bir aciklamaymis, sevmedim.
Dedim.
- O zaman daha iyi bir aciklama bul.
Coktan dorduncu biralari soylemistik...yoksa daha birinciler miydi? Sacmasapan seylerden bahsetmek istemiyordum...ya da belki tam tersi. Ama susuyordum. Bu da kesin.
Elime masanin ustundeki kagit menuyu aldigimi, yelpaze gibi sallamaya basladigimi hatirliyorum. Belki biraz da sinirle. Sicak beni sinirli yapar ve ancak bolca soguk biradan sonra ya da Kordon'dan esen lodosun tenimi yalamasiyla gecer bu sinir.
Yaninda illa konusmak zorunda olmadigim insanlari severim. Gergin sessizlikler olmaz onlarla. Herkes kendi alemindedir ve kimse bunu kotuye yormaz. O da oyle biriydi.
Once bizim masanin caprazinda oturan sisman kadina takildi gozum...yoksa onun arkasinda kalan masada fal baktiran kadina mi? Yelpazelenirken boyle, ve caresizce denizden esecek ılık ruzgari beklerken, bakislarim arnavut kaldirimli bu barlar sokagindan gelip gecmekte olan hemen herkesin ustune degdi. Bu da kesin. Yoldan gecenlerin hicbiri bir digerinden ilginc degildi ve hava cok sicakti. Bu sirada o, garsondan patates kizartmasi istedi. Basini karsidaki barin cumbasina cevirdi, gozgoze geldigi adama kadehini kaldirdi. Sonra bana dondu, bir aciklama yapmak ister gibi agzini acacak oldu, benim sinirle yelpazelenen ve ne olup bittigini hic umursamayan halimi gorunce vaz gecti.
Emin oldugum bir diger sey, biralarin hep cok hizli servis edilmesiydi o barda. Ozellikle yazin, boyle sicak havalarda, bardaklari da buzlukta tutarlardi ki ickiler hic sogumasin. Ve ben umitsizlikle denizden esecek ruzgari bekliyordum...yoksa denizden gelecek birini mi? Vapurla. Simdi tam kestiremedim.
Saclarim enseme yapismisti ve ustumdeki batik etek de bacaklarima. Bir esinti ciksa pufur pufur...Saclarim havalansa ve eteklerim.
Yaninda birlikte sıkılabilecegim insanlari severim. Birlikte sıkılmak, yalniz sıkılmaktan daha iyidir...yoksa tam tersi miydi? Simdi bilemedim. O gun ama, birlikte sıkılıyorduk. Bu da kesin. Sonra o birlikte sıkılmaktan sıkılmış olacak ki birden konusmaya basladi.
- Sence ask ne?
Omzumu silktim.
- Hadi ama, birsey soyle, bir teorin olmali.
- Askin tanimi diye birsey yok. Tanimsiz bir duygu o, mantikla ve mantigin yarattigi cumlelerle aciklanabilecek birsey degil.
Dedim.
- Yaniliyorsun. Gayet de aciklanabilir. Evrende herseyin mantikli bir aciklamasi oldugu gibi bunun da var.
- Neymis o bakalim?
- Hani kimyasal cekim derler ya, iste o kimya dedigin sey ne? Hormonlar ve sonrasinda kokular. Ask bence karsindakinin teninden gelen bu kokunun vucudundaki hormonlari harekete gecirmesiyle hissettigin yogun bir 'arzulama' hali. Seratonin basiyorsun yani. Nedenini kokulara baglamaman da normal cunku bu tip bir hissi muhakkak ki karsindakinin iyiligiyle, karakteriyle falan ozdeslestirmeye calisiyorsun. Ogrenilmis bir hareket. Ama aslinda onlarin zerrece onemi yok. Bir katile, bir hirsiza, bir yalanciya, kotu bir insana da asik olabilirsin. Bu kontrol edebilecegin birsey degil.
- Cok basit bir aciklamaymis, sevmedim.
Dedim.
- O zaman daha iyi bir aciklama bul.
Dedi ve omzunu silkti.
Dusundum, dusundum. Bu sicakta o kadar dusunmek iyi degildi.
- Tanim manim kasamam simdi ama senin teorini yanlislamayi basarabilirim. Eger dedigin kadar basit olsaydi, daha dogrusu sadece hormonlar ve kokularla ilgili, o zaman herkes hep ilk goruste asik olurdu, sonradan degil. Ama sen kendin de biliyorsun ki boyle birsey yok. Demek ki karsindakinin nasil biri olduguyla da ilgili ask.
Dusundu dusundu. Bu sicakta bu kadar dusunmek iyi degildi demis miydim?
- Hmmm, haklisiniz. Yanlışlamaniza katiliyor ve serefinize kadeh kaldiriyorum.
O sirada en sonunda geldi denizden ruzgar...yoksa birisi miydi denizden gelen, vapurla? Onemli olan tek sey olmustu, ferahlamistim....yoksa pempe pembe yanmaya devam mi etmisti yanaklarim? Simdi cikartamadim.
Fotoğraf: Pasaport İskelesi - İzmir
Dusundum, dusundum. Bu sicakta o kadar dusunmek iyi degildi.
- Tanim manim kasamam simdi ama senin teorini yanlislamayi basarabilirim. Eger dedigin kadar basit olsaydi, daha dogrusu sadece hormonlar ve kokularla ilgili, o zaman herkes hep ilk goruste asik olurdu, sonradan degil. Ama sen kendin de biliyorsun ki boyle birsey yok. Demek ki karsindakinin nasil biri olduguyla da ilgili ask.
Dusundu dusundu. Bu sicakta bu kadar dusunmek iyi degildi demis miydim?
- Hmmm, haklisiniz. Yanlışlamaniza katiliyor ve serefinize kadeh kaldiriyorum.
O sirada en sonunda geldi denizden ruzgar...yoksa birisi miydi denizden gelen, vapurla? Onemli olan tek sey olmustu, ferahlamistim....yoksa pempe pembe yanmaya devam mi etmisti yanaklarim? Simdi cikartamadim.
Fotoğraf: Pasaport İskelesi - İzmir
2 yorum:
aşk: İçimize sızan, analitik yöntemle deşifre etmeye çalışınca iz bırakmadan ortadan kaybolan giz-em-li ajan.
Bu tanim benim gudik arkadasiminkinden daha iyiymis.
Yorum Gönder