2 Mart 2010 Salı

Halkımıza Sorduk Ama Cevap Alamadık



Efendim bu akşam Belçika'da ikamet eden bir akademisyen kişiyle bölümcek yemek yedik. Maksat kendisine misafirperverlikte kusur etmeyelim, Hollanda'nın yandan yemişi Belçika'yı aratmayalım.

İyi hoş fekat abimiz pek sessizdi. Biz böyle komiklikler şakalar dalkavukluklar yapıyoruz, abi put gibi duruyor. Bundan mütevellit kendisinin tuvalete seyirttiği bir anda ben de yanımda oturmakta olan Roos'a dönerek: "Olm bu adam ceset gibi. Yani bizde bir deyiş var....yani nasıl desem...yani bir kuş var güzel öten...bir de meyve var. Onu yiyince ötmeyen bir kuş bu. Adam aynı o kuş gibi" dedim. Kız tabi bişi anlamadı.

Neden anlamadı diyeceksin sevgili okur fekat cevap basit: Benim eblekliğimden anlamadı. Zira ben ingilizcede bülbül ne demek dut ne demek, o an o kafayla çıkartamadım. Kuştu meyveydi derken kızın adeta korteksi yandı anlıycam diye. Halbuse cevap basit: Dut yemiş bülbül.

Ben şindi bunun ingilizcesini bilemedim ya kafaya taktım. Eve dönerken yol boyu düşündüm, en sonunda bülbülü hatırladım. Nightingale. Hoş. Dut'u da sesli sözlüğe danıştım. Berry demesin mi? Allam yaleppim bu mudur yani bizim o süpersonik dut. Berry. Herşeye berry diyor olm bunlar. Bi daha baktım gözlerime inanamayıp: white mulberry'i buldum ondan sonra. Bu daha bi yattı kafama.

Velhasıl deyimimizin ingilizce çevirisi oldu mu sana: Like a nigtingale which ate a white mulberry. Şaka gibi. Ama gerçek.

Sonra düşündüm: Yahu ben o an bunu aynen böyle söylemiş olsam da Roos yine anlamazdı beni. Çünkü bu deyim mantıksal olarak çok saçma. Bülbül dut yiyince neden susuyor? Bu evrensel bişi mi? Evrensel olsa tüm dillerde bire bir çevirisi olurdu. Tıpkı "tahtaya vur" refleksi gibi. Fakat öyle değil.

İşte buna müteakip sevgili okur, kendimi bu deyimi araştırırken buldum ve enteresan bilgilere ulaştım. Dut yemiş bülbülün hikayesi meğer bülbüllerin çiftleşmesiyle ilgiliymiş. Şöyle ki :

'Erkek bülbül mayıs ayında çiftleşmek için eş bulana kadar öter... Bir süre sonra kendine eş bulur ve ötmeyi keser... Tam o sırada da dut ağaçları meyve verir... Halk bülbülün susmasını, duta bağlar ama yanlıştır… İkisi arasında bir neden-sonuç ilişkisi yoktur… Bülbülün ötmesi ve susması çiftleşmeyle ilgilidir.'
Uzun lafın kısası bülbülün dut yemesi ile ötmemesi arasında doğrusal bir ilişkiden bahsetmek söz konusu değildir. Bülbül belki dut bile yememektedir. Kendi cinsinden gelen diğer mahlukat gibi börtü böcek yemek şüphesiz dut yemekten daha isabetlidir. Buradan hareketle bülbülün dut ağacıyla tek ilişkisinin ağaç yapraklarına yuvalanan ipekböceği kozalarını tırtıklamak olduğu söylenebilir. Dolayısıyla bülbülün ötmemesinin yegane nedeni keranacının çiftleştikten sonra ötmeye tenezzül etmemesidir. Bu da dut mevsimine denk gelince mini çakal atalarımız hemen alakaya çam demle minvalinde seyretmek suretiylen mevzu bahis deyimi dilimize pelesenk etmişlerdir.

Tamam da benim anlamıdığım birşey var hocam. Kiraz da o mevsim oluyor. O zaman neden dut?
Neden dut yaleppim? Bilen varsa beri gelsin. Bilmeyen varsa bozuntuya vermesin, çaktırmadan kenardan izlesin.

Saygılar ey cemaat-ül müslim ve zındık-ül tuhafe.

Not: Resim de ne korkunç. Alfred Hitchcock film afişi gibi yeminlen. Ama o bir bülbül. Yersen.

2 yorum:

ozge dedi ki...

dost başa düşman ayağa lafını da biz başka anlarmışız.. oysa ki onun hikayesi de ölmek üzere olan bir insan önce ayağından soğurmuş. bu yüzden onu ziyarete gelen düşmanları önce ayağına bakarmış ki ne zaman ölecek, dostları ise önce başına bakarlarmış ki daha vakti var diye :) miş.

KuzeyGüney dedi ki...

Vay canina demek istiyorum Ozke:) Demek oyleymis ha. Bir yasima daha girdim demek istiyorum, sagolasin:)