4 Mart 2010 Perşembe

Portakallı Deney Tarifi


Herşey Kees'in odama küt diye girip, süt dökmüş kedi gibi kıvranmasıyla başladı. Bir maruzatı olduğunu her haliyle belli eden bu arkadaş konuya giremedikçe ona tam olarak şöyle seslenmek istedim: Kees n'oluyor? Götün başın oynuyor? Ama tuttum kendimi sevgili okur, zira bu da "like a nigtingale which ate a white mulberry" gibisinden bir çeviri olmaya mahkum olacaktı. - What's happening K? Your ass and head are moving? -Gördüğünüz gibi aynı tadı vermeyi bırak, yanına bile yaklaşamıyor benim ifade etmek istediğim şeyin. Bu nedenlen karşımdaki türk olsa yapacağım türlü muhabbeti ve yavşaklığı bir çırpıda kafamın gerisine atarak ciddi bir ifade takındım, medeni bir insan gibi sordum adama: "Birşeye mi ihtiyacın var?" "Evet, yoğun değilsen deneyime confederate olur musun? Sadece bir saat sürecek" diye çıkardı ağzından baklayı.

Ahh dostum, kaç senedir psikoloji bölümü koridorlarında cirit atarım, kaç senedir türlü çalışmaya iştirak ederim, daha önce kimse benden confederate olmamı istememişti. Çıkma teklifi almış gibi bir sevinmeceler, etmeceler bende. Olmam mı olm, ayıp ettin beni kaybettin demek istedim ama yine yine yine okur.. malum. O nedenlen "Tabikisi yavru kuşum, ne zaman ve nerde" diye sordum sadece. "11.30'ta Akademi Binası'nın önünde ol. İki confederate olcaksınız. Diğeri Jan Willem. Ben sana herşeyi orda anlatıcam, ama senden istediğim üç tane portakalı sürekli elinden yere düşürmen. Detayları konuşuruz. Çok teşekkür ediyorum. Harika. Harika. Ovsım. Marvılıs. Greyt" diyerek odadan çıktı.

Amanın beni bir heyecan bastı. Zira deney labda mabda değil, bildiğin sokak ortasında icra edilecekti. O la la. İşte ben buna derim deney diye.

Sözleştiğimiz yerde buluştuk. Bu tip çalışmalarda önemli diğer bir mevzu confederate'ların kör olmasıdır. "Double blind" deriz biz buna. Yani katılımcının da deneye yardımcı confederate'ın da deneyin amacı ile ilgili bilgisinin olmadığı durum. Confederate'ın duruma kör olmasını istemekteki neden de basit: araştırmanın amacını bilirse katılımcıya onu amaca yönelik şeyler yapmaya teşvik edecek şekilde yönelebilir. Bu da sonuçları çarpıtabilir. Bundan mütevellit Kees bize çok bişi anlatmadı. Mr. Mofongo diye bir cafe var, beni tam onun önüne yerleştirdi, elime bir bisiklet tutuşturdu. Kol çantamı da bisikletin gidonuna astı. Sonra da cebinden üç tane portakal çıkardı. "Berfu, bu üç portakalı kaldırımdan sana yaklaşmakta olan herhangi bir kişi tam da sana on adım kadar uzaktayken yere düşürmen gerekiyor" dedi. "Bu üç portakalı çantana koymaya çalışıyor gibi yapman lazım ve portakallar düştükten sonra adam senin yanına gelene kadar sakın bisikleti sabitleme. Ne zamanki adam yere saçılan portakalları toplamaya başladı, o zaman sen de bisikleti sabitleyip ona yardım edebilirsin. Adam portakalları toplamana yardımcı olmadan geçip giderse de artık bir zahmet sen onları kaldırımdan toparlayıp tekrar confederate pozisyonu alacaksın ve bir sonraki kurbanı bekleyeceksin" diye ekledi. Sonra Jan Willem'i alıp 50 metre öteye götürdü. Ona ne anlattığını duymadım. Zaten duymamam gerekiyordu ama baktım JW'nin eline bir süpürge tutuşturdu, yere de izmarit, kola kutusu falan attı. Bizim JW oldu mu sana Kapıcı Jan Willem Efendi:)

Bizi böyle kaldırımın muhtelif yerlerine yerleştirdikten sonra, kendi de karşı kaldırıma geçip sote bir yere oturdu. Kağıt kalem çıkardı ki, gözlemlerini kodlasın.

Hihhhh, başladık beklemeye. Baktım uzaktan bir adamcağız geliyor. Bunu gören JW süpürgesine davranıp can hıraş kaldırımı süpürmeye başladı. Ben de portakalları çantaya yerleştirmeye çalışan ebleh sarışın rolümü icra etmek üzere, yüzüme "allam koskoca çantaya üç portakal sokmak neden bu kadar zor" gibisinden bir ifade takınarak, adam benden beş on adım uzaktayken saçtım portakalları yere. Adam hemen eğilip üç portakalı da yerden aldı ve gülümseyerek bana uzattı. Ben de kendisine daha geniş bir gülümsemeyle "Dankuwel Meneer" dedim. Teşekkürler bayım!

İlkini başarıyla atlatınca gerisi geldi. Bir saat boyunca aynı paterni devam ettirdik. Yarım saatin sonunda civar dükkan sahipleri ve bazı meraklı müşteriler uzaktan performansımı ilgiyle izlemeye başladılar sevgili okur. Ama ben hiç bozuntuya vermedim. Ciddiyetle "ay ay ay, tam koyuyordum, beceremedim" diyerek portakal düşürmeye devam ettim. Bir ara yanıma yaklaşan kadın sevimlice sordu "Araştırma yapıyosunuz di mi? Ay ne hoş ne hoş. Ne çıkacak acaba? Konusu ne?" . "Alturistic behavior" dedim. Yardım etme davranışı. Peki süpürgeli? diye sordu. Ah bilsem. Bilmiyorum. Ama bakın birisi geliyor, siz gidin en iyisi diyerek kendisini olay mahalinden uzaklaştırdım.

İşte böyle canım cicim.
Sonuçlara gelecek olursak: kaldırımdan geçmekte olan ve bir deneyin parçası olduklarını bilmeyen kurban katılımcılarımızın % 85'i portakalları toplayıp "bisiklete mi hakim olsam portakallara mı seyirtsem" diyen bana yardım etti.

Şimdi süpürgeli confederate'ın neden orada olduğuna gelelim. Kees, norm ve değerler üzerine çalışan bir doktora öğrencisi. Teoriye göre, içinde bulunduğumuz durum normları ya da iyi/güzel değerleri aktive eden bir durumsa, biz de bilinçsizce "normative" yani normlara uygun davranmaya çalışıyoruz. Jan Willem'in süpürgesiyle ortalığı temizlemesi de "norm aktive etmek" amacıyla düzenlenmiş bir "priming" imiş. (Priming ne dersen, mesela sana para resmi gösterirsem sende "kazanç" fikrini prime etmiş olurum. Aile resmi gösterirsem normları prime etmiş olurum. Hemen akabinde de sana sorsam: Neden lüzumsuz ışıkları söndürüyorsun diye, para gösterdiklerimin çoğu "fazla elektrik parası ödememek için" der, aile resmi gösterdiklerimin çoğu da "çevreye duyarlı olduğım için" der. Bu, yapılmış bir araştırma olduğundan mütevellit, sonuçlar konusunda eminim. Velhasıl priming bizim bilinç düzeyinde fark etmeksizin girdiğimiz halet-i ruhiyeye, beklentilere, isteklere ve kendimizi diğerlerine tanıtma biçimlerine tekabül ediyor. Devam edelim). Kees'in hipotezi, süpürgeli adamın yanından geçen katılımcıların, farkında olmaksızın normative bir halle uyumlu davranmak isteyip, az sonra karşılacakları yardıma muhtaç kıza yardım etmeye daha isteki olacakları şeklindeymiş. Ve de çıkan sonuç bunun böyle olduğunu gösteriyor. Zira bir gün önce başka confederate'la yaptığı kontrol çalışmasında süpürgeli biri yokken, insanların sadece %50'si portakalları yerden alıp sahibine vermiş.

Efendim, doktorasını üç senede bitirecek ve seneye bizim bölümde hoca olacak olan bu çocuğun son paper'ında süpersonik sonuçlara imza atmasına bir nebze de olsa katkım olmasına mı sevineyim, ilk confederate deneyimimin pek neşeli geçmesine mi?

Ha bu arada, portakal düşürme dalında Oscar'a aday gösterildim. Rakibim yokmuş, öyle diyorlar. Artık kırmızı halıda tığ topuk sivri burun pabuçlarım ve degaje yaka elbisemle, patlayan flaşlar altında yürürken, siz ekran başındakilere şöyle küçük bir öpücük gönderirim:)

Yazımı bitirirken:

Portakal orda kal
Abarma kabar

Yani:

Orange stay there
Don't exaggerate, swell. (Yok eşşeğin ziti).

9 yorum:

Unknown dedi ki...

Kit sosyal bilim bilgimle soruyorum balli boregim: Peki bu deneyci arkides confederate kisisinin cazibesi faktorunu kontrol etmis mi acep? Bir onceki gunku confederate senin kadar hot diilse millet belki ondan yardim etmemistir:) Soole killi kollariyla Murtaza Abi dusurup dursa portakallari ayni yardimseverlik hissi olusmaz, olusamaz. Gerci heralde portakal dusuren confederate'lari hatun kisiler arasindan secmistir. Ay, hakkaten bu deney isi pek keyifli pek enteresan bi sey ya:) Berfum, gonulluyum deneylerine confederate olmaya, haberin olsun.

KuzeyGüney dedi ki...

Balımburcum, sorunuz pek yerinde bir soru olmuş her zamanki gibi. Eleman bu dediğini kontrol etmek için deneysel grubu (ben ve JW'nin olduğu grup) başka iki kişiyle tekrarladı. Keza kontrol grubunu da (süpürgesiz, sadece portakallı koşul). Ve de portakal düşüren hep kadınlardı. Çünkü erkeklerle yaptığında çok az kişi yardım etmiş. Positive discrimination nedeniyle tabi. Yardıma muhtaç bir bağyan'a yardım etmek için. Hotness'dan bağımsız olarak, kadın olmak başlı başına yeterli. Tipik "kadın olsun ve nefes alsın yeter durumu" mu acaba:)

Ve evet, erkeklerle aynı desenin çalışmaması bir zayıflık. Ama bunu da muhtemelen "gender roles, gender stereotypes" ile falan açıklayacak arkadaş.

Ah Burcum, ben böyle deney yapsami seni baş confederate yaparım. Keşke...keşke

ozge dedi ki...

peki bişi sorucam jw ile denekin mesafesi seninle aynı mesafede olsalardı ya da öyle miydi o insanların sana yardım etmesi için süpürge yapan adamı bırakma durumları var mıydı? yani demek istediğim ihtiyacı olanın hatun olması dışında süpürgeli confederate ın pozisyonu da önemli mi? bir de ne çok girdisi var bu işin başka bi pozisyonda yapsan sonuç değişir mi misal bisikletsiz sadece portakallarla? pıfff... kafam karıştı

Bezis dedi ki...

hahah! bayildim ben bu deneye...
iyi ki uc top cevirmeyi bilmiyordun berfim yoksa orada yere dusurmekten sikilip ya da kendine kurban beklerken uc top oynamaya baslayabilirdin... Seni janglor olarak dusundum de bir an iyice koptum gulmekten :)

KuzeyGüney dedi ki...

Özgecim süpürgeli JW ile benim aramda yaklaşık üç binalık mesafe vardı. Aramızdaki mesafe önemli, zira çok uzakta olursa onu gürüp yanından geçen denek bana doğru gelirken arada başka şeyler de görebilir. Bu da "süpürgelinin" yaratmak istediği priming'i bozabilir.

İkinci soruna gelince, elimdeki bisiklet yere sabit değildi. Yani bir elimle onu dengede tutmaya çalışırken diğer elimle portakalları çantaya yerleştirmeye çalıştım. Bunun nedeni de portakallar düşünce eğer kimse bana yardım etmezse, önce bisikleti sabitlemem, sonra önüne dolanıp portakalları almam lazım. Haliyle denekler "ay yazık kıza, o bisiklete hakim olsun biz portakallara" diye yardıma koşuyorlar. Eğer bisikletim olmasaydı, muhtemelen yardım etme davranışı bu kadar yüksek olmazdı.

Ve evet, kontrol edilmesi gereken cok fazla parametre var, haklisin cicim.

KuzeyGüney dedi ki...

Bezisim bi janglorlugum eksik zaten. O da olsa tam olacak:)

Adsız dedi ki...

Bu deney isi cok eglenceliymis. Ama aklima takilan o sirada oradan gecen insanlarin ozelliklerinin ayni oldugunu nasil biliyor? Kiz-erkek oranini uzaktan gorur not eder de mesela ilk gun daha cok doktora ogrencisi ikinci gun daha cok sekreter gecmis olabilir ne biliim. Supurgeden olmayabilir yani. Memleketleri fakli olabilir. Bazi kulturlerde yardim etme olayi o kadar yok. Bir de, ekonomist gozuyle anlamamis olabilirim gulum maruz gor ama merak ettim, iki tane datayla nasil analiz yapacak? bu rakam bundan buyuktur diye mi yazacak? Central limit theorem amcam der ki bir deney yuz kere falan tekrarlansa anlamli olur. Yoksa tesaduf olabilir. Bilemedim ben.

Berfum ben de kaybolmus insan rolunu cok guzel yaparim onu da ekleyeyim lazim olursa :)

Pinar

KuzeyGüney dedi ki...

Pinarcim selam:)
Sorguladigin noktalarda haklisin. Cevpalara gelinceeee:
Arkadasin elinde toplam (kontrol ve deneysel grup)olarak yaklasik 100 kisiden gelen veri var. Bu tip bir calisma icin yeterli sayilabilecek bir rakam. Zira bu calisma tek basina yayinlanmayacak. Buna benzer bir dizi calismayla aymi paper'da basmaya calisacak. Her birinin yontemi benzer. Dolayisiyla birnirine anchor edilebilecek calismalar. Ve baktigi sey de 'norm-activation' ise yariyor mu yaramiyor mu.

Field study dedigimiz seyde, gozlemci sadece cinsiyet ve yas araligini kaydedebiliyor. Kisilik ozellikleri vb. olculemiyor. Bu yardim etme davranisinin olasi predictor'larini anlamak acisindan bir zayiflik. Ote yandan ayni calismayi lab'da yapmaya kalksan, bu sefer katilimcilar muhtemelen aslolani reveal etmek yerine, 'social desirability' ve 'self-presentation' kaygilarina gark olacaklar. Bu da cok ciddi bias yaratacak. Dolayisiyla 'davranis' olcumlarinin hedeflendigi bu ve benzeri calismalarda, 'davranisi predict eden degiskenler' i bulmayi ister istemez feda etmek durumundasin. Ama mesela sindi cocuk boyle birsey buldu. Muhtemelen bir sonraki calismalarinda bunun ustune gidecektir ve nihayet norm-activation'dan kelli davranisi belirleyen baska predictor var mi diye bakacaktir.
Teklifin icin cok sagol. Kaybolmus saskin sevimlisi katilimci lazim olursa haber edecegim:)

Adsız dedi ki...

Anladim gulum. Her kisi ayri bir deney olarak aliniyor demek ki. Kontrol/predictor konusu da cetrefilli bir is hakikaten, sonucu degistirmeden herseyi kontrol etmek zor. Bu arastirmalar cok ilgi cekici. Senin deneylerinin de sonuclari da umarim guzel sonuclar cikar top top makale olur.

Bu arada, hesabimi hatirlayabilirsem adsiz olarak cikmayacagim insallah. Du bakiim.