
Her memleketin bir millidir bir dinidir üç beş bayramı oluyor çok şükür. Böyle kutlu günleri olmayanları milletten saymıyorlar, ezik diye hor görüyorlar uluslararası arenada mirim. Ben öyle duydum.
Malumunuz bir hafta önce 23 Nisan'dı. Çocuklar cumhurbaşkanının koltuğuna felan oturdular. Ne bileyim türk yıldızları uçaklarlan ciuvv ciuvv gösteri yaptı, törenler mörenler, balon, pamukhelva. Formatımız belli.
Saatlerimiz 22.25'i gösterirken burda da Hollanda'nın şenlikli bir günü son hızıyla devam etmekte. Adına Queen's Day diyorlar, dün geceden itibaren tüm Hollanda meydanlara dökülmüş eski kraliçenin doğumgününü kutluyor. Yeni kraliçe, garibim aralık ayında doğduğu için "yemişim, aralıkta bayram günü olsa ne olur olmasa ne olur" demişler ve eskisininkini kutlamaya devam etmişler. Halihazırdaki kraliçeye yazık dicen ama onun bunu pek taktığını sanmıyorum, zira 65 yaşlarındaki bu teyzem baca gibi tüttüren, birayı şarabı hamuduyla götüren muazzam biriymiş. Ben bir dahaki Amsterdam ziyaretimde kendisini mekanında ziyaret edip bir ufak rakı hediye etmeyi ve "yaşlanınca sizin gibi olmak isteyen gençlere ne tavsıye edersiniz" diye sormayı planlıyorum.
Ben Queen's Day'dan çok hazzeden biri değilim. Bunun da iki sebebi var. Birincisi her yer turuncu oluyor. Hollanda'nın milli rengi. Tesadüfe bak ki benim de en uyuz olduğum renk turuncu lan. Ne biçim renksin sen turuncu? Bana yakışmıyorsun bi kere. Halbuse bir kırmızı öyle mi? Evet, sen benim rengim değilsin dengim değilsin turuncu. Bu böyle biline.
Öte yandan, ne güzel memlekettir ki Hollanda, herkesler milli renk diye kırmızı, beyaz, yeşil meşil takılırken bunlar "bizim rengimiz cascavlak turuncu olsun, şanımız yürüsün len" demişler. Bu huylarını takdir ediyorum.
QD'yle dirsek temasını korumamın ikinci nedeni de etrafin inanılmaz kalabalık olması. Normalde beş dakkada aldığın yolu yarım saatte anca gidiyorsun. Bilen bilir, ben bir sıcağa bir de kalabalığa gelemeyen bir insan evladıyım. Dolayısıyla "neheeeyyyy, bi gidin lennn" diye kendimi dağıtıyorum sağım solum insan ebe sobe olunca.
Fakat bu adamların milli olsun dini olsun her türlü bayramda adeta sünger gibi bira içmelerinin hastasıyım. Nerdeyse bütün şehir, çoluk çocuk ne içiyorlar yaleppim, görmeniz lazım. Nasıl goygoycu millettir bunlar, anlamadım gitti. Yirim.
Bu sene Queen's Day'de bişi yapmamaya and içtiydim ama bizim kürkçü dükkanının eski barmeni R. bugün 4'te güpegündüz konser vereceğini söyleyince yeminimi bozdum, evden çıktım. Gruplarının adı China Girlz ve sürekli bir biçimde David Bowie şarkıları söylüyorlar. Yüce rabbimin eseri, tesadüfe bak ki R. de David Bowie'nin yandan yemişi ve bir otuz santim uzunu. Hal böyle olunca akşamüstü ver coşkuyu al coşkuyu derken mekanın önünde içtik de güzelleştik. Ondan sonra benim bünye kalabalıktan ve sıcaktan yine bir sinir yaptı, 7 gibi koşa koşa evime geldim. Ohh mis.
Kanalın diğer tarafındaki pub'ın önüne de bir sahne atmışlar, şimdi jazz çalıyor bir grup, uzaktan onların sesi geliyor. Bu gece yine sabaha kadar sürecek mevzu. Ama ben uyuyup çok güzel bir rüya görmeyi planlıyorum. Bakalım, bu işler hep kısmet.
Şindi sizi bugün R.'nin söylediği pek neşeli bir David Bowie şarkısıyla başbaşa bırakıyorum.
Ve son olarak: Çok kral kadınsın kraliçe. İyi ki doğdun.
Malumunuz bir hafta önce 23 Nisan'dı. Çocuklar cumhurbaşkanının koltuğuna felan oturdular. Ne bileyim türk yıldızları uçaklarlan ciuvv ciuvv gösteri yaptı, törenler mörenler, balon, pamukhelva. Formatımız belli.
Saatlerimiz 22.25'i gösterirken burda da Hollanda'nın şenlikli bir günü son hızıyla devam etmekte. Adına Queen's Day diyorlar, dün geceden itibaren tüm Hollanda meydanlara dökülmüş eski kraliçenin doğumgününü kutluyor. Yeni kraliçe, garibim aralık ayında doğduğu için "yemişim, aralıkta bayram günü olsa ne olur olmasa ne olur" demişler ve eskisininkini kutlamaya devam etmişler. Halihazırdaki kraliçeye yazık dicen ama onun bunu pek taktığını sanmıyorum, zira 65 yaşlarındaki bu teyzem baca gibi tüttüren, birayı şarabı hamuduyla götüren muazzam biriymiş. Ben bir dahaki Amsterdam ziyaretimde kendisini mekanında ziyaret edip bir ufak rakı hediye etmeyi ve "yaşlanınca sizin gibi olmak isteyen gençlere ne tavsıye edersiniz" diye sormayı planlıyorum.
Ben Queen's Day'dan çok hazzeden biri değilim. Bunun da iki sebebi var. Birincisi her yer turuncu oluyor. Hollanda'nın milli rengi. Tesadüfe bak ki benim de en uyuz olduğum renk turuncu lan. Ne biçim renksin sen turuncu? Bana yakışmıyorsun bi kere. Halbuse bir kırmızı öyle mi? Evet, sen benim rengim değilsin dengim değilsin turuncu. Bu böyle biline.
Öte yandan, ne güzel memlekettir ki Hollanda, herkesler milli renk diye kırmızı, beyaz, yeşil meşil takılırken bunlar "bizim rengimiz cascavlak turuncu olsun, şanımız yürüsün len" demişler. Bu huylarını takdir ediyorum.
QD'yle dirsek temasını korumamın ikinci nedeni de etrafin inanılmaz kalabalık olması. Normalde beş dakkada aldığın yolu yarım saatte anca gidiyorsun. Bilen bilir, ben bir sıcağa bir de kalabalığa gelemeyen bir insan evladıyım. Dolayısıyla "neheeeyyyy, bi gidin lennn" diye kendimi dağıtıyorum sağım solum insan ebe sobe olunca.
Fakat bu adamların milli olsun dini olsun her türlü bayramda adeta sünger gibi bira içmelerinin hastasıyım. Nerdeyse bütün şehir, çoluk çocuk ne içiyorlar yaleppim, görmeniz lazım. Nasıl goygoycu millettir bunlar, anlamadım gitti. Yirim.
Bu sene Queen's Day'de bişi yapmamaya and içtiydim ama bizim kürkçü dükkanının eski barmeni R. bugün 4'te güpegündüz konser vereceğini söyleyince yeminimi bozdum, evden çıktım. Gruplarının adı China Girlz ve sürekli bir biçimde David Bowie şarkıları söylüyorlar. Yüce rabbimin eseri, tesadüfe bak ki R. de David Bowie'nin yandan yemişi ve bir otuz santim uzunu. Hal böyle olunca akşamüstü ver coşkuyu al coşkuyu derken mekanın önünde içtik de güzelleştik. Ondan sonra benim bünye kalabalıktan ve sıcaktan yine bir sinir yaptı, 7 gibi koşa koşa evime geldim. Ohh mis.
Kanalın diğer tarafındaki pub'ın önüne de bir sahne atmışlar, şimdi jazz çalıyor bir grup, uzaktan onların sesi geliyor. Bu gece yine sabaha kadar sürecek mevzu. Ama ben uyuyup çok güzel bir rüya görmeyi planlıyorum. Bakalım, bu işler hep kısmet.
Şindi sizi bugün R.'nin söylediği pek neşeli bir David Bowie şarkısıyla başbaşa bırakıyorum.
Ve son olarak: Çok kral kadınsın kraliçe. İyi ki doğdun.
4 yorum:
Berfum, bu kraliçeyi, doğum gününü filan bir kenara bırak, seneye 1 Mayıs'a gel, Taksim'e. Bu tür aristokrat hareketler seni bozar zaten, efendi gibi gel, "Kurtuluş yok, tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz" diye sloganını at, pankartını taşı. Sözün özü, işçisin sen işçi kal. Oh be, valla ne güzel bence ;)
Zati çok kıskandım sizi be. Keşke ben de olaydım orda:/
Ama du bakalım, bundan sonra meydanlar bizim. İcabında her sene ordayız balım.
caldilar gene :) ben de tabii ki de dans ettim :)
Biliyorum canim, tam biz cikarken calmaya basladilar:)
Yorum Gönder