Şimdiye kadar iki kişi bana "sen benim ilk göz ağrımsın" dedi.
Severim bu lafı.
İlk diyen babam. Malum, en büyük çocuğum. Bi de üç senede, doktordu tedaviydi derken anca olmuşum. 80 çocuğuyum ben. O zamanları şöyle anlatır babam: "Doktor para istemiyordu. Sigara yoktu memlekette. N'olur ödemenizi sigarayla yapın, bulun buluşturun dedi. Ben de kaçak sigara aramaya başladım". Yani sevgili okur, ben tiryaki bir doktorun tedavisinin eseriyim. Acaba ondan mı bu kadar çok sigara içmekteyim?
Babam, küçüklükten beri beni böyle tanıtır eşe dosta: B. benim ilk gözağrım. Geçen yılbaşında memlekete gittiğimde babamın da dahil olduğu bir musikişinaslar cemiyetinin konserine gittik İzmir'de. Babamın sesi soloya yetmiyor ama koroda, arkaya dizili takım elbiseli, siyah gece kıyafetli kadınlar arasında oldukça başarılı. Çok mutlu oldum. Anlamsız bir gurur hasıl oldu. Ulen küçükken onlar gurur duyar bizim yaptıklarımızla, büyüyünce biz onlarla. Tuhaf. Neyse, konser arası oldu, annemle tuvalete gitmek için dışarı çıktık. O sırada babamı gördük koridorda. Kolumdan tuttuğu gibi beni kulise çekti, şefle ve ne kadar korist varsa hepsiyle tanıştırdı. Hemen her seferinde de aynı şeyi söyledi: B. benim ilk gözağrım. Otuz yaşına yaklaşmakta olan bir insanım, hala babamın küçük kızı, ilk gözağrısıyım. Kuliste de nasıl hanım hanımcık haller bende, bir görseniz inanmazsınız, direk oğlunuza alırsınız.
Neyse efendim, belki babamın bu deyişinden mütevellit, ilk erkek arkadaşımla ayrılmamıza müteakip adamın beni "ilk sevgilimsin" diye anmak yerine "ilk gözağrımsın kiz" diye anması hoşuma giderdi. ("Sen de benim ilk gözağrımsın len, rahat ol" demedim ona hiç. Zira o vakit hafiften gıcıktım kendisine).
Siz kimin ilk gözağrısısınız, kim sizin....bilemem ama kıymetlidir o insanlar cicim okur.
Yukarıda babamın musiki cemiyetinden bir amcanın o konserde söylediği ve benim çok sevdiğim bir şarkı var: Üzgünüm Leyla. Leyla da onun ilk gözağrısıymış mı ki böyle içlenmiş? Kimbilir.
Bu şarkı enteresandır, bilir misiniz? Zira önce hüzünlü bir makamla başlar. "Lan adam gecenin rengini katmış içinin matemine. Yazıktır, günahtır. İçmem mi ben şimdi. Hancııı, şarap getir" diye dertlenirsiniz. Sonra bir anda coşkulu bir makama geçer. Pek rastlanan birşey değil türk sanat musikisinde. Malum hicazsa hicaz devam eder, nihavendse nihavend.
Herneyse! Ne uzattık lafı.
Parçadan çıkarılacak sonuç: ilk sevgilimi özlemediğim kesin olduğuna göre, ben galiba babamı özledim. Evet, korkarım böyle bu.
Severim bu lafı.
İlk diyen babam. Malum, en büyük çocuğum. Bi de üç senede, doktordu tedaviydi derken anca olmuşum. 80 çocuğuyum ben. O zamanları şöyle anlatır babam: "Doktor para istemiyordu. Sigara yoktu memlekette. N'olur ödemenizi sigarayla yapın, bulun buluşturun dedi. Ben de kaçak sigara aramaya başladım". Yani sevgili okur, ben tiryaki bir doktorun tedavisinin eseriyim. Acaba ondan mı bu kadar çok sigara içmekteyim?
Babam, küçüklükten beri beni böyle tanıtır eşe dosta: B. benim ilk gözağrım. Geçen yılbaşında memlekete gittiğimde babamın da dahil olduğu bir musikişinaslar cemiyetinin konserine gittik İzmir'de. Babamın sesi soloya yetmiyor ama koroda, arkaya dizili takım elbiseli, siyah gece kıyafetli kadınlar arasında oldukça başarılı. Çok mutlu oldum. Anlamsız bir gurur hasıl oldu. Ulen küçükken onlar gurur duyar bizim yaptıklarımızla, büyüyünce biz onlarla. Tuhaf. Neyse, konser arası oldu, annemle tuvalete gitmek için dışarı çıktık. O sırada babamı gördük koridorda. Kolumdan tuttuğu gibi beni kulise çekti, şefle ve ne kadar korist varsa hepsiyle tanıştırdı. Hemen her seferinde de aynı şeyi söyledi: B. benim ilk gözağrım. Otuz yaşına yaklaşmakta olan bir insanım, hala babamın küçük kızı, ilk gözağrısıyım. Kuliste de nasıl hanım hanımcık haller bende, bir görseniz inanmazsınız, direk oğlunuza alırsınız.
Neyse efendim, belki babamın bu deyişinden mütevellit, ilk erkek arkadaşımla ayrılmamıza müteakip adamın beni "ilk sevgilimsin" diye anmak yerine "ilk gözağrımsın kiz" diye anması hoşuma giderdi. ("Sen de benim ilk gözağrımsın len, rahat ol" demedim ona hiç. Zira o vakit hafiften gıcıktım kendisine).
Siz kimin ilk gözağrısısınız, kim sizin....bilemem ama kıymetlidir o insanlar cicim okur.
Yukarıda babamın musiki cemiyetinden bir amcanın o konserde söylediği ve benim çok sevdiğim bir şarkı var: Üzgünüm Leyla. Leyla da onun ilk gözağrısıymış mı ki böyle içlenmiş? Kimbilir.
Bu şarkı enteresandır, bilir misiniz? Zira önce hüzünlü bir makamla başlar. "Lan adam gecenin rengini katmış içinin matemine. Yazıktır, günahtır. İçmem mi ben şimdi. Hancııı, şarap getir" diye dertlenirsiniz. Sonra bir anda coşkulu bir makama geçer. Pek rastlanan birşey değil türk sanat musikisinde. Malum hicazsa hicaz devam eder, nihavendse nihavend.
Herneyse! Ne uzattık lafı.
Parçadan çıkarılacak sonuç: ilk sevgilimi özlemediğim kesin olduğuna göre, ben galiba babamı özledim. Evet, korkarım böyle bu.
6 yorum:
Yav, ortanca çocuk olmak ne fenaymış, hele bir de ilk sevgilinin ilk sevgilisi değilsen geçmiş olsun diyorsun yani, ehe. Hem bir kere göz ağrısı kötü bir şey tamam mı, adı üstünde ağrı. Hıh. :)
Yukicim, bu Üzgünüm Leyla var ya, Orhan Veli'nin dedikodu şiirinde Mualla'ya sandalda söylettiği şarkıymış. (Ya o Mualla'yı sandala atıp/ 'Ruhunda Hicranı'nı söyletme hikayesi?) Azıcık yanlış yazmış, olsun, daha da hoşuma gitti.
Bir de böyle yavaş gibi olup sonradan coşan şarkı deyinde 'Leyla Bir Özge Candır'ı hatırladım. Söz kısımları hakikaten üzgün, aralar fıkır fıkır. Leyla ile ilgili bir durum var sanırım. :)
Denizim hakekten Orhan Veli'nin siirinde bahsettigi sarki mi o? Vay didim. Ne hos:)
Genel olarak leyla'li cok parca var aslinda. Cogu da cok guzel. Spoiler vereyim: Benim yeni oykude de bundan mutevvellit bir Leyla var:)
Amanın spoiler! Fragman niyetine bir arka kapak yazısı da olsa üstüne ne güzel olur. Yoksa Hıdırellez'i mi beklesem? :)
Bak şurada pek güzel şeyler yazılmış bu şarkı hakkında, heman paylaşayım:
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=1300758
Evet canim, Hidirellezi bekliycen. Anlasma anlasmadir:)
niye ağlattın beni durup dururken... ben de aynı şekilde babamı bu kadar özlemişken..babam bugün emeklilik dilekçesini vermiş hüzünlüyken... sonrasında ben onun yanında olamasamda sabah 10 da benimle konuşmak için skype a girip vereyim mi kuzum dilekçemi diye sorarken sonrasında akşam kolay mı 36 yıl verdim bu kuruma derken...sonrasında benden destek beklerken... ben onu bu kadar özlemişken kokusunu isterken... ben de ilk göz ağrısıyken ve bunu aynen her ortamda dile getirmişken.ve ben onun başını hiç yere eğmemişken :):):) özledim ben de babamı pek çok...
Ya ben sizi ağlatmak üzmek istememiştim ki hiç halbuse, üff:/
Babanın emekliliği hayırlı olsun Özgecim. Tuhaf bir histir, doğru. babamı düşünüyorum da, muhtemelen emekli olurken şaşkın ördek gibi olacak:/ Bakalım ben onun yanında olabilecek miyim? Gurbet ellerde ne işimiz var, bok yemeye geldik resmen!
Yorum Gönder