8 Şubat 2008 Cuma

Avatar-The Last Air Bender: İzlemek İzlemek İstiyorum

Çok acaip müptela etti gerçekten. LOST’tan daha beter, Heroes’u zaten sollar.
Ozan, Gülsen’in bir süredir bahsettiği ve hatta kanepede uyuyakalıp gecenin 4’ünde uyandıktan sonra yatağına gitmek yerine laptop’a saldıraraktan izlediği Avatar serisini getirdi pazartesi akşamı.
Bilmeyenler için, Avatar: The Last Air Bender, yani “Avatar: Son Hava Bükücü” (ki Türkçe’ye çevirince son ütücü gibi oluyomuş di miJ ) Nicolodean’da ve Cnbc-e’de bir süredir yayınlanan bir anime. Hikaye, Aang adlı çocuğumuzun su kabilesinden iki kardeş tarafından bir buzul içinde geçmiş olan 100 yıllık uykusundan uyandırılması ile başlıyor. Her biri 20’şer dakika süren bölümlerin çoğu oldukça aksiyonlu geçiyor. Öyle ki, sabah işe geç kalmak pahasına oturup izlenebiliyor.

Çizgi filmleri ezelden beri çok severim, ama dört sene önce Ruhların Kaçışı’nı ilk izlediğimde fark ettim ki bu işin ustası Uzakdoğulularmış, Miyazaki’ymiş. Bu Japonlar nasıl bir kültüre sahip ki çocuklar için bir iş yapıyorlar ve bu işi büyükler de en az çocuklar kadar sevebiliyor? Laputa Castle in the Sky ya da Howl’s Moving Castle gibi işleri yapanlar senin benim gibi insanlar olabilir mi? Kimin aklına uzun süredir girilmemiş bir evde yapılacak temizlik öncesinde, eve yayılmış siyah kurumları sanki canlıymış gibi yürütmek, oradan oraya oynatmak gelir (bkz. My Neighbor Totoro)? Hangi çizgi filmde cadı olan kişi, bi yerlerde birine bi iyilik yapar ve biz aslında onun da sevimli bir tonton olduğunu düşünürüz (Sprited Away)? Alttaki resme bakın lütfen, o koca kafalı cadıya sempati duymanızı sağlayabiliyor bu Caponlar. En sonunda mutlak iyi ve mutlak kötü die bişi yokmuş arkadaş dedirtiyorlar.


Fantastik edebiyatı çok yakından olmasa da takip eden biri olarak, Ursula K. Le Guin’i de Yüzüklerin Efendisini de okurken en bayıldığım yerler, bizim dünyamızdan olmayan canlı cansız nesnelerin anlatıldığı yerlerdi. Sürekli şunu söyleyip durduğumu hatırlıyorum: “Ne güzel fikir, aaa ne güzel bişi bu böyle, keşke burada da olsa ondan falan feşman”. Belki hatırlarsanız, Otostopçu’nun Galaksi Rehberi, yani koskoca rehber, şu iki kelime ile başlıyordu: “Don’t panic”. Uzaya çıktıklarında Ford Perfect’in yaptığı ilk iş konuşulan her dili anlaması ve başkalarının da onu anlaması için Arthur Dent’in kulağına çevirmen bir balık kaçırmak olmuştu.


Ya da Howl’s Moving Castle’da, Howl’un bulunduğu yeri birdenbire değiştirivermesi, evinden dışarıya açılan kapının üstündeki tokmağı farklı yerlere çevirmesiyle şıp diye mümkün olabiliyordu. Böylece bir saniye içinde dört farklı sokağa, şehre açılan dört ayrı evde birden gezinebiliyordu.
Bütün bu güzel fikirler, aslında bizim dünyamızın çok sıkıcı olduğunu ve şu heyecansız hallerden sıyrılmak için gerçekten birazcık sihre ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor bence.
Biz de bu aralar gün içindeki rutin iş hayatımız ile kesinlikle tatmin edilemeyen ve hatta törpülenen hayal dünyamızı Avatar serisini izleyerek geliştirmeye çalışıyoruz, tavsiye ederiz.

7 yorum:

Deniz Ural dedi ki...

Haftasonu sabahları da dahil olmak üzere, taa minicikliğinden beri çok erken kalkan kardeş Yiğit Bey sayesinde tadına vardım Avatar'ın ben de. (Erken kalkan kişi, sabah yayınlanan her türlü çizgi filmden haberdar oluyor haliyle.)
Bir süre önce, her akşam işten geldiğimde 3-4 bölüm avatar izler, öyle yemek filan yerdik. Süper bir şey bu velet! :)

Bu arada, İnsanlığın mahrem Tarihi adlı kitap -ki senin ablama hediyendi- minik bir yerde Avatar'dan bahsediyor. Avatar, hakikaten de, Uzak Doğu mitlerinde, sonsuza kadar başka bedenler içerisinde zühur eden Büyük Kurtarıcı'nın adı imiş. Felsefi altyapısı da sağlam dizimizin. :)

tehanu dedi ki...

bir de suradan okuyun:

http://en.wikipedia.org/wiki/Avatar_the_last_airbender

sadece iyi bir urun degil, cok yaratici, birlestirici ve akillica bir fikir, kurgu yahu.

dediklerinin hepsi dogru berfcim; hayatin rutininden ve goturduklerinden kacmak icin bilimkurgular basta olmak uzere bu tur yapitlar bana da cok iyi geliyor. (neden oyun oynariz? :)) ve avatar'da tam ihtiyacim olan bir zamanda tum kalitesi ile girdi hayatima :)

siz daha ne gordunuz ki, hadi sonraki sezonlara :) sonra da konusalim azicik uzerine...

KuzeyGüney dedi ki...

Evet Gülsen'im ya, dün izleyemedik zaten, aklım onda kaldı valla. Çalışamaz oldum:/

Umut DURAK dedi ki...

ensevdiğim balığı, çevirmen balığı, hatrladığınız, hatırlattığınız için pek müteşekkirim size. hehe. çok komik len, çevirmen, hemide balık...

KuzeyGüney dedi ki...

Evet Umutcum, hem komik hem de şahane bişi yaw.
Bi de Ford Perfect'in havlusunu saygıyla anıyoruz. Bir gün uzaya felan gitmeye kalkarsam yanıma alacağım ilk şey bir havlu olacak:)

Serendipity dedi ki...

elimde yeni bölümler var. Taze geldi. Ya da daha doğrusu kocacım bu akşam sıcak sıcak eve getircek. İsteyenlere Avatar keyfi sunulur

KuzeyGüney dedi ki...

Evettt:) Iki yeni bolum gelmis, Ozan da hemen indirmis Didemcim. Nasıl coştum anlatamam.