24 Eylül 2009 Perşembe

Size de oluyor mu?


Bazen bi türkçe pop dinlemek istiyorum deli gibi. Ama uygun ortamı bulamıyorum sayın seyirci.


Herşey kendi context’inde anlamlıdır demiş bilgin bir şahsiyet. Doğru demiş. Nasıl ki rakı şu kuzeylerden kuzey beğen şehrinde aynı tadı vermiyorsa...Türkçe pop da öyle işte.


Bugün gerizekalı makalelerimden fazlasıyla bunalmış olduğum bir anda youtube’u açıp sertab erener’in envai çeşit şarkısını dinledim. Bir yandan türkçe’ye halet-i ruhiye olarak çevirmeyi uygun gördüğüm “mood” un risk alma davranışı üzerine etkilerini okumaya ve bu yetmiyormuş gibi bi de anlamaya çalışırken, bir yandan da sertab’ın “bir minicik kız çocuğu bakkkkk, duruyor orada haaaaağğğlaaaağ” diyen sesine eşlik ettim. Sonra attım makaleyi sağa. Siktir et kızım, ne işin olur mood’la ne işin olur riskle? Kapa gözünü, bi düşün.


Kapadım gözümü. Bir arabadaydım. Yaz vakti. Şoför mahalinin yanında oturuyorum. Camdan dışarı bakıyorum. Rüzgar yüzüme vuruyor. Yemyeşil bir yerden geçiyoruz. Radyo açık, türkçe pop şarkılarımızı dinleye dinleye güneye bir yerlere gidiyoruz. Nasıl mutluyum.


Sonra bir kahvaltı sahnesi. Kış kahvaltısı. Salondaki masayı donatmışız dostlarla. Açmışız kral tv’yi. Arkada fon oluşturmuş ordan gelen müzik. Rafet el Roman “sorma neden sorma neden” diyor. Çatal bıçak sesi, ince belli cam bardakta çay kaşağı şıngırtısı, pazar gazeteleri, neşe....


Ve başka bir zaman ben Soner Arıca’yı çok efendi buduğumu itiraf ediyorum. Kızlar benle dalga geçiyorlar, gülüyoruz deli gibi. Daha sonraysa Yıldız Tilbe’yi çok kıro bulduğumu...Kıro kadın diyince aklıma onun geldiğini... Ve Levent Yüksel’in bu gece soooon’unu söylüyoruz arkadaşlarla, liseden mezun olduğumuz o gece. İzmir’de, Alsancak’ta, Kıbrıs Şehitleri’ndeyiz. Azıcık içmişiz. Yanaklarım pembe.


Ben türkçe pop’u değil de o hallerimi mi özlüyorum len acaba?


Context’ini düttüğümün bu kuzey şehrinden, sizin için Ege Fm’e istek parçası yaptım kuşum. Bulutsuzluk Özlemi’nden geliyor: “Küçük bir çocuk yeni uyanmış gözleri mahmur / Muavin de çocuktu fakat uykusuzdu/ Soldaaaa güneş yükseliyorduuu, güneyeee giderken.”


Not 1: Bu arada sosyal sorumluluk bağlamında belirtmeden geçemiycem, şarkılarının bazılarını hala çok sevdiğim ve lise-2'de konserlerine gidebilmek için babamla kavga etmişliğimin olduğu Bulutsuzluk Özlemi, ODTÜ bahar şenliklerine katılmak için "üç şişe viski, Dedeman'da suit isteriz" dedikleri gün gözümden düşmüştür. "Şili'ye özgürlük" demekle olmuyor yaprağaaam. Viski ne len, gudik? Bi Soner Arıca kadar olamadınız:)


Not 2: Ya bi de türkçe pop'tan girdik, türkçe rock'tan çıktık. Kusura bakmayın, idare edin ballarım.

5 yorum:

Deniz Ural dedi ki...

Vallahi oluyor Berfum bana da :) Hatta daha dün Mor ve Ötesi'nin Bazen adlı şarkısıyla kendimi o albüm ilk çıktığı zamanlarda gibi hissettim vay be.

KuzeyGüney dedi ki...

Aklima sizin Manga ve Goksel'in soyledigi sarkiya evde klip cektiginiz geldi bi de:)

yakınuzak dedi ki...

Ya Berfucum, biz hala bu Soner Arıca olayını hatırlayıp gülüyoruz. Nihohaha diye gülüyoruz ama. Bir de senin galiba Mustafa Sandal'ı bir şey bulmuşluğun vardı, ama ne olduğunu hatırlayamadım :). O pazar sabahı kahvaltılarını biliyorum. Kral tv olmaz dirim tv sadece türkçe olur. Benim "yok mu len bi magazin programı" demişliğim de çok ama.
Biz de geçenlerde Arzu ilen Sertap Erener dinledik. Mecbursuuun mecbursuun hiç çaaren yok, hoba diyerek gerdan büktük. O vakit yılbaşında geldiğinde böyle bir konsept yapıla!

KuzeyGüney dedi ki...

"Sabah olmuşsa kimin umrunda /haydi dostlar yanı başıma/Bana laaaf geçmez yazı tura atmam/Bize gidelim beylerrrr"
Mustafa Sandal olur, Kenan Doğulu olur, Nazan Öncel hele dadından yinmez:)

ozge dedi ki...

niahahha bana da geliyorlar arada... bööyle açıp böğürterek dinlediğim... hatta türkçe pop değil sırf türkü dinleyesim geliyor birden bire... ama azizim rakıyı sen bir de bizimle iç bak bakalım oluyomuymuş olmuyomuymuş rakı keyfi gurbet ellerde...

özledim lem rakıyı...alayım da bir rakı sofrası kurayım koyayım fona da müzeyyen abla, neşet abi falan...