17 Şubat 2010 Çarşamba

Bugünün Hikayesi




Bu günün hikayesi Jos'tan.

Bölümde sigara içenler köşesinde lisans öğrencisinden profesörüne, temizlikçisinden teknisyenine çeşit çeşit fakülte insanıyla sohbet edebilirsiniz. Sigara içmenin en iyi taraflarından biri de budur bence: ancak bu vesileyle tanıyabileceğiniz insanlarla üç-beş laf etmek ve bazılarıyla ahbap olmak.

Tom Waits'in bir şarkısı vardır: "all over the world / strangers talk only about the weather / all over the world / it's the same...it's the same" diye. Ahan da yukarda, oradan dinleyebilirsiniz sakin sakin. Sigara köşesinde de böyle bu. Merhabalaştıktan sonra hemen gökyüzüne dikilir bakışlar. "Çok soğuk, yine yağmurlu, kardan sıkıldım, daha da soğuk olacakmış bırrr" gibi cümleler kurulur. Ama gel zaman git zaman bazılarıyla havanın ötesine geçen muhabbetler filizlenmeye başlıyor. Misal Jos.

Tam adını yazmayayım, Jos 65 yaşlarında, benim bazı hareketlerini çokça rahmetli danışmanıma benzettiğim -in good old times diye başlayan hikayeleri vardır ayni Talib gibi - bir istatistik profesörü. Kurulmuş gibi o da her saat başı aşağı iner ve sadece puro içer. Hani şu ince purolardan. Bugün deneyler arasında on dakikalık bir boşlukta, çokça sorunlu bir katılımcıya sinir olmuş vaziyette aşağıya indiğimde denk geldik. Benim hiç konuşasım yoktu, azıcık uzak durdum ilk başta. Sonra bir "pffff" lamışım cigerden, haberim yok. Hani "bir offf çeksem karşıki dağlar yıkığğğğlırrr" gibisinden. Güldü adamcağız. N'oldu dedi. Saatlerdir ilk sigaram, öğrenciler ağzıma sıçtı diye anlatmaya başladım. Eşşekten düşenin halini ancak eşşekten düşen anlar sevgili okur. Saatlerdir sigara içememenin sıkıntısını da tabi Jos bilecek. Çok iyi anlıyorum seni. İnsanın kafası duruyor adeta şu zıkkımı tam zamanında içmezse dedi. Tam o sırada fark ettim, dumanı bir üfleyişi var, adeta kafasını bir bulut içinde bırakacak şekilde....ki ben hiç sevmem içtiğim sigaranın dumanı yüzümü kaplasın. Bilakis ötelere, çoook uzaklara üflemeye çalışırım dumansız sahalara düşkün okur. Yine o anda aklıma ikinci birşey geldi: bu adam neden hep puro içiyor? Hem benim bildiğim puro ağır birşey. Her saat başı içersen mazallah yamulursun.

- Jos, sen hiç sigara icmez misin? Hep puro içiyorsun.
- Sigarayı ömrü hayatımda üç kere, o da zorunluluktan, yanımda puro olmadığı için içtim ve hiç beğenmedim. O şeyi nasıl içebiliyorsunuz hayret ediyorum.
- Ama puro sigaradan daha ağır. Esas sen onu nasıl içebiliyorsun ben hayret ediyorum.
- İçime çekmiyorum ki. Asla içime çekmem.
- Tadını mı seviyorsun?
- Hayır, kokusunu. Kokusunun burnumda bıraktığı lezzet...hmmm...işte o yüzden içiyorum.

Güldüm. Güldü. Sonra devam etti:

- Annem istediği için puroya başladım.
- Nasıl?!?
- Annem istedi. Elli sene önce. Babam öldükten sonra. Babam hep puro içerdi. O öldükten sonra annem bir gün beni çağırdı ve sordu "Jos, rica etsem sen de baban gibi puro içebilir misin? Evin öyle kokmasını özledim". Ben de bir an düşündüm ve hemen "Tabi, eğer seni mutlu edecekse" dedim. İşte böyle.

Jos'un annesi, Jos evden taşındıktan sonra bu sefer kendisi başlamış puroya. O koku, eşinden yadigar o koku....o koku= eşi. Demek ki.

Bu hikaye çok hoşuma gitti naif öyküleri benim kadar seven okur.

Birini çok sevmek ve kokusunu hatırlamak için çocuğundan puroya başlamasını istemek kimilerine göre bencilce belki ama bu konuda ahkam kesebilmek için ancak birini tam da o şekilde kaybetmiş olmamız icap eder. Ben öyle bir kayıp yaşamadım. Ama yaşarsam da sanki çocuğumdan aynı şeyi isteyebilirmişim gibi geliyor. Ya da şöyle diyelim: kayıp zamanlarında yapılan türlü manyaklıkları ve anlamsız gibi görünen istekleri mazur görmemiz gerekiyor.

Yeni bir kutu aldım ikinci elciden. Teneke. Üstünde asilzadeler var. Pek şeker. Onda bu hikayeleri biriktirmeye karar verdim. Başkalarının anıları müessesemizin çatısı altındaki paslı kutuda güvenle saklanmaktadır efendim!!! Paylaşmak istediğiniz anılarınız olursa, seve seve dinleriz:)

Not: Ya dayanamadım. Bi de şu şarkıyı dinletcem. "It's memories that I'm stealing / but you are innocent when you dream" sevgili okur. O yüzden bol bol hayal kur. Tom abinin kimselerde olmayan sesi de fon olsun :p

4 yorum:

Serendipity dedi ki...

Yazıyorsun be yazar. Oluyor valla. Tom abi söylesin, sen yaz emi!

KuzeyGüney dedi ki...

Eyvallah Didemcigim, öyle olsun:)

yakınuzak dedi ki...

Berfum, anılarımı sadece ve sadece sana emanet etmek isterim şu alemde.
Bu detaycılığına her zaman hayran oluyor bazen de gıpta ediyorum. Hatta itiraf edeyim, haset ediyorum. Ben böyle boşa yaşıyormuş gibi hissediyorum kendimi.
Burada harcanmaman konusunda çok netim!

KuzeyGüney dedi ki...

Canim anilarimiz pek tabi birbirimize emanet. Ortak anilarimiz hele bambaska, dadindan yinmez :)
Ama oyle bosa yasiyorum gibi sacmasapan cumleler kurma, terliklen doverim seni Aslim. Misal bugun bana attigin emailden super sonuclar cikardim yine. Sen olmasan beni kim toplayacakti acebaaa?