
Bugun cuma enseyi kapa sevgili okur!
Planladim, 14 Mart'ta da 'bugun ayin ondordu kiz sacini kim ordu' esprisiylen basliycam yazmaya. Boyle boyle seni kendimden sogutmayi, sonra da cok deli sakalar, komiklikler yaparak tekrar gonlunu kazanmayi planliyorum. Eeee, sosyal psikolokun blogunu okursan bir kisim deneye zorunlu katilimci olarak istirak etmen kacinilmaz olur yavru ceylanim. Bunu bastan bildigini varsayarak sana son calismamla ilgili bir kisim sey anlatmaya basliyorum.
Danismanim hakkin rahmetine kavusunca ben de yeni bir danismana atandim ve neticesinde konumu degistirdim. Bir anda psikolocinin cog afedersin en tasakli mevzularindan biri olan 'Emotions' i calisirken buldum kendimi. Ahh sevgili okurcugum, duygular, duygular...Ne hos geliyor kulaga degil mi? Okudum ettim ve gordum ki daha literatur sahibi babalar alemde kac cesit duygu var onda anlasamamislar. Biri diyor alti digeri diyor onalti. Baska biri diyor seksen alti. Nihayetinde kafami bir kisim conceptual sacmalikla yormayip bodoslama deneye gireyim dedim (buyuk hata evet, hic etik degil, dogru).
Aralikta yaptigim ilk deneyde 18 yasindaki ogrenci katilimcilara gecmiste onlari cok uzen (sad), cok strese sokmus (distressing), cok sikildiklari (bored) ya da cok heyecanlandiklari (excited) bir olayi hatirlayip bunu detaylariyla yazmalarini istedim. Zira literatur babalari bir insani belli bir duygu durumuna sokmak icin yapilacak en iyi manipulasyonlardan birinin bu oldugunu soyluyorlardi. Yani gecmisten bir ani hatirlamak. Fekat bu yontem ise yaramadi dostum. Cocuklar hatiralarini guzel guzel yazdilar ama malesef benim istedigim duygu durumuna girmeden. Dolayisiyla o deney adeta elimde patladi ! Bodofffff diye. Ama her iste bir hayir vardir hesabi, bu vesileyle bana tanimadigim 110 tane insanin A4'e yazilmis hikayeleri kaldi.
Nasil guzel seyler var bazilarinda. Su yazida bahsettigim kutuya girmeye hak kazandilar.
Dolayisiyla bugunun hikayesi onlardan birkaci.
Bir kiz ogrencinin hayatinda en cok heyecanlandigi anlardan biri lisede sergileyecekleri oyunda Alice Harikalar Diyari'ndaki beyaz tavsan rolu icin sahneye adim attigi an. Pek naif:) O zaman ben de 'Follow the white rabbit' demek istiyorum bu noktada.
Bir erkek ogrencinin en heyecanlandigi an asik oldugu ama bir turlu acilamadigi kizla yemek yedigi, bol bol sohbet ettigi ve guldugu bir aksam sonrasi evin onunde ayrilirlarken dudagina kondurulan bir opucuk. Daha sonra sevistigimizde bile o kadar heyecanlanmadim sanirim diyerek anlattigi....
Bir kiz ogrencinin en uzgun oldugu gun kuzeninin intihar ettigini ogrendigi gun. Baska bir ogrencinin en uzgun oldugu gun ise buyukannesinin oldugunu ogrendigi gun:/
En stresli anlara gelince. Bir kizcagiz - ki onun hikayesini okurken neredeyse aglayacaktim - uzun yillar gormedigi ve kendisini terk etmis babasiyla yillardan sonra ilk karsilastigi ani anlatmis.
Bir de baska bir kiz var. O da cok hoslandigi cocukla nihayet bulusmak icin sozlesmis. Ama bulusma yerine gittiginde cocugu uzaktan gorunce o kadar sikinti yapmis ki, kendini cok cirkin hissederek o gece cocugun karsisina cikamayacagina karar verip eve geri donmus. Kuzumm, kiyamam:(
Daha neler neler var.
Bazilari cok benzer ve ister istemez dusunuyor insan: yasadiklarimiz aslinda ne kadar benziyor birbirine. O zaman kendimizi bunca ozel zannetmemiz, kimsenin bizi anlamadigini dusunmemiz niye?
(Unutturma okurcugum, sana sonra bir de ikinci deneyimin nasil patladigini anlatayim. Hem bu sefer filmlerden bahsederek...)
Ama simdi yazimizi bir sarkiyla bitirelim. Cagrisimlardan cagrisimlara kosan zihnim tabikisi de bu yazi sirasinda Jefferson Airplane'in White Rabbit'ini hatirladi. Buyrun burdan yakin.
Planladim, 14 Mart'ta da 'bugun ayin ondordu kiz sacini kim ordu' esprisiylen basliycam yazmaya. Boyle boyle seni kendimden sogutmayi, sonra da cok deli sakalar, komiklikler yaparak tekrar gonlunu kazanmayi planliyorum. Eeee, sosyal psikolokun blogunu okursan bir kisim deneye zorunlu katilimci olarak istirak etmen kacinilmaz olur yavru ceylanim. Bunu bastan bildigini varsayarak sana son calismamla ilgili bir kisim sey anlatmaya basliyorum.
Danismanim hakkin rahmetine kavusunca ben de yeni bir danismana atandim ve neticesinde konumu degistirdim. Bir anda psikolocinin cog afedersin en tasakli mevzularindan biri olan 'Emotions' i calisirken buldum kendimi. Ahh sevgili okurcugum, duygular, duygular...Ne hos geliyor kulaga degil mi? Okudum ettim ve gordum ki daha literatur sahibi babalar alemde kac cesit duygu var onda anlasamamislar. Biri diyor alti digeri diyor onalti. Baska biri diyor seksen alti. Nihayetinde kafami bir kisim conceptual sacmalikla yormayip bodoslama deneye gireyim dedim (buyuk hata evet, hic etik degil, dogru).
Aralikta yaptigim ilk deneyde 18 yasindaki ogrenci katilimcilara gecmiste onlari cok uzen (sad), cok strese sokmus (distressing), cok sikildiklari (bored) ya da cok heyecanlandiklari (excited) bir olayi hatirlayip bunu detaylariyla yazmalarini istedim. Zira literatur babalari bir insani belli bir duygu durumuna sokmak icin yapilacak en iyi manipulasyonlardan birinin bu oldugunu soyluyorlardi. Yani gecmisten bir ani hatirlamak. Fekat bu yontem ise yaramadi dostum. Cocuklar hatiralarini guzel guzel yazdilar ama malesef benim istedigim duygu durumuna girmeden. Dolayisiyla o deney adeta elimde patladi ! Bodofffff diye. Ama her iste bir hayir vardir hesabi, bu vesileyle bana tanimadigim 110 tane insanin A4'e yazilmis hikayeleri kaldi.
Nasil guzel seyler var bazilarinda. Su yazida bahsettigim kutuya girmeye hak kazandilar.
Dolayisiyla bugunun hikayesi onlardan birkaci.
Bir kiz ogrencinin hayatinda en cok heyecanlandigi anlardan biri lisede sergileyecekleri oyunda Alice Harikalar Diyari'ndaki beyaz tavsan rolu icin sahneye adim attigi an. Pek naif:) O zaman ben de 'Follow the white rabbit' demek istiyorum bu noktada.
Bir erkek ogrencinin en heyecanlandigi an asik oldugu ama bir turlu acilamadigi kizla yemek yedigi, bol bol sohbet ettigi ve guldugu bir aksam sonrasi evin onunde ayrilirlarken dudagina kondurulan bir opucuk. Daha sonra sevistigimizde bile o kadar heyecanlanmadim sanirim diyerek anlattigi....
Bir kiz ogrencinin en uzgun oldugu gun kuzeninin intihar ettigini ogrendigi gun. Baska bir ogrencinin en uzgun oldugu gun ise buyukannesinin oldugunu ogrendigi gun:/
En stresli anlara gelince. Bir kizcagiz - ki onun hikayesini okurken neredeyse aglayacaktim - uzun yillar gormedigi ve kendisini terk etmis babasiyla yillardan sonra ilk karsilastigi ani anlatmis.
Bir de baska bir kiz var. O da cok hoslandigi cocukla nihayet bulusmak icin sozlesmis. Ama bulusma yerine gittiginde cocugu uzaktan gorunce o kadar sikinti yapmis ki, kendini cok cirkin hissederek o gece cocugun karsisina cikamayacagina karar verip eve geri donmus. Kuzumm, kiyamam:(
Daha neler neler var.
Bazilari cok benzer ve ister istemez dusunuyor insan: yasadiklarimiz aslinda ne kadar benziyor birbirine. O zaman kendimizi bunca ozel zannetmemiz, kimsenin bizi anlamadigini dusunmemiz niye?
(Unutturma okurcugum, sana sonra bir de ikinci deneyimin nasil patladigini anlatayim. Hem bu sefer filmlerden bahsederek...)
Ama simdi yazimizi bir sarkiyla bitirelim. Cagrisimlardan cagrisimlara kosan zihnim tabikisi de bu yazi sirasinda Jefferson Airplane'in White Rabbit'ini hatirladi. Buyrun burdan yakin.
2 yorum:
aa hani sen şoförlerlen çalışıyordun Berfu? Bu emotions cok daha eğlenceli bir konu. Emotion'ın regulation'ı var, intelligence i var :p Bu arada bir kaç ay önce bir konferansa gitmiştim bir amca bu emotional intelligence'ın ne yalan bir şey olduğunu anlattı. Emotion dediinde aklıma bu geldi nedense :) Ayrıca deney falan da yalan. Hadi lab ortamında değişkenleri kontrol altına aldın, ama gerçek hayat öyle mi kuzum. O yüzden biz yaşasın niteliksel araştırma diyorum ama o da çok lanet bir şeymiş puff..
Evet delirdim :Op
Aynen Billurcum, lab ortaminda emotions çalışmak tam saçmalık. Niteliksel'in de kendine göre seksen tane zorluğu var, allah kolaylık versin diyorum. Delirmeden bitiririz işallah:)
Yorum Gönder