12 Şubat 2010 Cuma

Özledik


Bununla ilgili yazmali mi yazmamali mi bilemedim. Bazi seyleri surekli hatirlamak / hatirlatmak iyi degildir zira. Bu da oyle birsey.

An itibariyle cok sukur pazartesi baslayacak deneyimle ilgili son ayrintilari da bitirmis durumdayim. Masamin ustundeki fotografa bakiyorum. Rahmetli danismanim dostane gulumsuyor. Aylardir ustume olu topragi serpilmis gibi calismaktayken, bugun rahmetlinin olum yildonumu oldugundan midir nedir, ayri bir sevkle calistim. Zira ise gec geldigimde, yapmam gereken seyleri son ana biraktigimda falan yeni danismanimdan ziyade sanki beni yukaridan gozetleyen Talib yuzunden vicdan azabi cekiyorum. Ote taraftan bazen oturup adamcagizla kavga ettigim bile oluyor: Madem olecektin, ne diye beni taa buralara getirttin be adam!!! Sonra pisman olup hemen ozurler diliyorum. Iste bugun ona bir hediye...Binbir umutla aldiginiz doktora ogrenciniz aslinda tembel degil, isterse cok seyler yapabilecek biri, yeni deneyine baslamak icin hazir...

Rahat rahat uyusun diyecegim ama bir yerde gomulu bile degil. O zaman kulleri rahat rahat dalgalansin, ucussun etrafimizda diyelim.

Onu, bir danismani ozler gibi degil, iyi bir dostu ozler gibi ozledik.
Bir sene nasil gecmis hayret ettik.




2 yorum:

Araz Zeyniyev dedi ki...

bu yazı bana Yildiz Kenter'in Allah baba diye bir oyunu vardı onu hatırlattı. allahla öz babasına hitab eder gibi bir gün teşekkür edip diğer bir gün sitem eden birini anlatiyo.

KuzeyGüney dedi ki...

Ben de tam öyleyim işte Arazcım. Yani allah baba bana akıl fikir versin de ölü adamı rahatsız edip durmayayım.