
Lensi diyorum söküp atamıyorum diye miyopuna astigmatına kurban olduğum, şehla gözlü okur.
Hani aylar önce bir bahsetmiştim ya Türkiye'de doktor bana "ohaaa lan sen nası ezilmedin bugüne kadar" diye şaşım şaşım şaşıraraktan gözlük vermişti. Ben de gözlüğü sevmeyip birkaç saat taktıktan sonra şimdi unuttuğum bir yere kaldırmıştım. O gün bugündür kendimi Hollanda doktorlarına emanet ettim. Soft lens idi hard lens idi, hangisini versek ne yapsak, gözün çapı, armudun sapı, üzümün çöpü derken nihayet bir çift nurtopu gibi lensim oldu. Fakat hocam, Diyarbekir Diyarbekir olalı böyle zulüm görmedi hesabı, ne zor işmiş bu meretleri takmak!
Tam taktım zannediyorum hoppp düşüyor. Bi de elime melime diil, lavoboya, sabunluğun üstüne, olmiycek yerlere düşüyor. Alıyorum, tekrar gülsularıylan yıkıyorum mis gibi, en baştan deniyorum. Yaleppim şu göz kırpma refleksi bende ne güçlüymüş! O lens daha gözümün bebeğene değmeden ben kirppp diye can havliyle kırpıştırıyorum gözlerimi ve sonuç fecaaat. Sabah neredeyse yarım saat uğraştım. Nihayet lensleri takmayı becerdiğimde ÖSS'de ilk ona girmiş çocukların babaları gibi kıvanç duydum adeta (kendimle). Ama her sabahın bir de akşamı varmış cağnım okur. Hava karardı, lensler soldan soldan batmaya başladı. "Aha kurudu la bunlar galiba" dedim. Kulak dolgunluğu işte, yoksa bildiğimden değil, bu mereti takanlar hep artisleniyor ya öyle "ay gözlerim kurudu" diye, ben de kendimce evde bir başıma öyle artislenmek istedim bir an. Allah kısmet ederse yaşamak ve yaşatmak istediğim diğer bir heyecan da "ay durun lensim düştü, kimse kıpırdamasın" aktivitesi:) Neyse efendim sözü yine balla börekle uzatıyorum, kısa keseyim, batınca zamazingolar "evet, kıymetlim lenslerimi çıkarmanın vaktidir" diyerek geçtim aynanın karşısına. Geçmez olaydım. Sabah yerine oturmayan lensler şimdi de yerinden oynamıyor. Mübarek lehimlemişler sanki. Bana mısın demiyor. Her birini on dakka falan kurcukladığım gözlerim kan çanağı gibi olmuşlardı ki, en sonunda gudik lensoletto'ları çıkarmayı başardım.
Yani okur, sana bu satırları çok zor şartlar altında, hafif ağlamaklı bakan gözlerle yazıyorum. Sana bir tiyo: sen sen ol tırnakların uzunsa lens takcam-çıkarcam diye uğraşma. Kes gitsin, yine uzar onlar yavru kuşum. Fekat bir göz...Bir göz kolay yetişmiyor mirim. Diyerek bir yazının daha sonuna geliyorum.
Not 1: Lens diye arattım, çıkan resme bak! Ama şu Hazel fena diilmiş. Yakışıııır.
Not 2: Yiit'i özledim. Gudik kuzen, okumuyo da blogu. İstanbul'a taşınınca götü kalktı çok afedersiniz.
Hani aylar önce bir bahsetmiştim ya Türkiye'de doktor bana "ohaaa lan sen nası ezilmedin bugüne kadar" diye şaşım şaşım şaşıraraktan gözlük vermişti. Ben de gözlüğü sevmeyip birkaç saat taktıktan sonra şimdi unuttuğum bir yere kaldırmıştım. O gün bugündür kendimi Hollanda doktorlarına emanet ettim. Soft lens idi hard lens idi, hangisini versek ne yapsak, gözün çapı, armudun sapı, üzümün çöpü derken nihayet bir çift nurtopu gibi lensim oldu. Fakat hocam, Diyarbekir Diyarbekir olalı böyle zulüm görmedi hesabı, ne zor işmiş bu meretleri takmak!
Tam taktım zannediyorum hoppp düşüyor. Bi de elime melime diil, lavoboya, sabunluğun üstüne, olmiycek yerlere düşüyor. Alıyorum, tekrar gülsularıylan yıkıyorum mis gibi, en baştan deniyorum. Yaleppim şu göz kırpma refleksi bende ne güçlüymüş! O lens daha gözümün bebeğene değmeden ben kirppp diye can havliyle kırpıştırıyorum gözlerimi ve sonuç fecaaat. Sabah neredeyse yarım saat uğraştım. Nihayet lensleri takmayı becerdiğimde ÖSS'de ilk ona girmiş çocukların babaları gibi kıvanç duydum adeta (kendimle). Ama her sabahın bir de akşamı varmış cağnım okur. Hava karardı, lensler soldan soldan batmaya başladı. "Aha kurudu la bunlar galiba" dedim. Kulak dolgunluğu işte, yoksa bildiğimden değil, bu mereti takanlar hep artisleniyor ya öyle "ay gözlerim kurudu" diye, ben de kendimce evde bir başıma öyle artislenmek istedim bir an. Allah kısmet ederse yaşamak ve yaşatmak istediğim diğer bir heyecan da "ay durun lensim düştü, kimse kıpırdamasın" aktivitesi:) Neyse efendim sözü yine balla börekle uzatıyorum, kısa keseyim, batınca zamazingolar "evet, kıymetlim lenslerimi çıkarmanın vaktidir" diyerek geçtim aynanın karşısına. Geçmez olaydım. Sabah yerine oturmayan lensler şimdi de yerinden oynamıyor. Mübarek lehimlemişler sanki. Bana mısın demiyor. Her birini on dakka falan kurcukladığım gözlerim kan çanağı gibi olmuşlardı ki, en sonunda gudik lensoletto'ları çıkarmayı başardım.
Yani okur, sana bu satırları çok zor şartlar altında, hafif ağlamaklı bakan gözlerle yazıyorum. Sana bir tiyo: sen sen ol tırnakların uzunsa lens takcam-çıkarcam diye uğraşma. Kes gitsin, yine uzar onlar yavru kuşum. Fekat bir göz...Bir göz kolay yetişmiyor mirim. Diyerek bir yazının daha sonuna geliyorum.
Not 1: Lens diye arattım, çıkan resme bak! Ama şu Hazel fena diilmiş. Yakışıııır.
Not 2: Yiit'i özledim. Gudik kuzen, okumuyo da blogu. İstanbul'a taşınınca götü kalktı çok afedersiniz.
8 yorum:
amanın guzu diyeydin ya sen bana ben sana 2 lecture da lens nası takılır ööretirdim 12 yıllık lens kullanıvısı olaraktan :) o dediklerinin hepsini ben yaptım.. Durun lensim düştü kimsecikler kıpraşmasın diye... Ama o gülsuları sağolsun valla... Bir de ilk yıllarda epey bir titizleniyordum amanin ellerimde pamıkçıklar kalmasın diye havlu ile bile kurulamıyordum ellerimi gözüme batıyoo deyi... sonra sonra salladım artık ayrıca ben kullandıkça gelişti teknolocisi. Bol oksijenlisi...
Panik yok, gözlükten bin kat iyidir. Keyfine bak.. jehehehe
Canim valla oyle diyolar, guya alisiliyomus bu mereti takmaya zamanla. Bakalim. Belediyenin kursu falan olsa gitsem, o derece beceriksiz ciktim:)
Zamanla göz o kadar alışıyor ki lense bu sefer olur da mikrop vs kapar da takman yasaklanırsa baaya bir sorun oluyor. Koydugun resimdeki turquoise lenslerle başlamıştım ben lens takma hayatıma. ama sonra onlar senelikti ve gözümü neredeyse kör etmek üzere olduklarına kanaat getirince doktorum şeffaflara geri dönmem gerekti.
Bir de dikkat et yeni lensleri cıkarmak hep zor öyle olunca fazla kasma. Güle Güle kullan!
Billurcum işte an itibariyle "alışmadık götte don durmaz" hesabı sıkıntı oldu lensler. Tez zamanda alışırım işallah. Bugün takmadım mesela, gıcık oldum.
Bu arada seni turkuaz lensle hatırlamıyorum hiç. Kaçırmışım o arayı :/
Ah berfum o kadar vakit aliyor ki alismak... Lens icin goz damlalari var ya (Visine falan), onlardan lensin icine damlat oyle takmayi dene. Ben de arada bir cikarip icine damlatip tekrar takiyorum gun boyunca. Bunu da bu sene kesfettim :) -sekiz senedir lens takarim akla bak. Halbuki kuruyunca lensin ici disindan daha cok rahatsiz ediyor. Gozune iyice yapisacak kadar kurumussa cikarmasi zor olmustur.
Bir de astigmat lenslerinin ici disi ayni degil. Bir tarafiyle super gorup diger tarafiyla o kadar iyi goremeyebiliyorsun.
Biz meslek icabi fazlaca kafein tuketen canli turu oldugumuz icin mecburen kuruyor gozlerimiz. Aman vazgecme gulum. Deger.
Ayy canım, sağolasın. Bakıcam ol Visine midir nedir, lens şeysine. Beni biliyorsun ya, böyle sıkıntıya gelemeyen bir tipim sanırım, hemen "üfff" dedim, iki gündür boşladım lensleri. Ama tamam, yarın yeniden başlıyorum:)
Olm lensleri takınca dünya görüşün nasıl değişti onu anlatsana? Gözünü kısmadan karşıdan gelen otobüsün numarasını görebilmek nasıl bir güzellik? İlk taktığımda sağlam gözlü insanlara küfretmiştim ben "len dünya böyle mi idi normalde? Niye söylemiyorsunuz yahu!" diyerek.
Altı aylık bir lens maceram oldu benim de malumun olduğu üzere, sonra sıkılıp atmıştım. Ama tam da bu ara tekrar alacağım ben de, kaz ayağı oldu gözüm kısılmaktan :)
Taktın mı bugün, nasıl aranız?
Yavlum bu sabah toplantiya yetiscem diye evden bir cikisim var, gorecektin. O nedenle lens falan hiiiic ugrasamadim. Zaten kaytarmaya yer ariyorum:) Fakat sonradan sikinti oldu, lens takmadigim icin toplantida yapilan sunumda grafiktekileri falan okuyamadim tabe uzaktan ve bir kez daha anladim: bu is ya olacak ya olacak. Harbiden gormuyorum zira.
Yorum Gönder